Eindhoven Rehberi – Lokal öneriler & bazı güzel mekanlar 

Türkiye’den kalkıp sadece turistik sebeplerle ‘ben bir Eindhoven’a gideyim’ demeyeceğinizi biliyorum, ama bu, bu rehberi yazmayacağım anlamına gelmiyor tabii ki. Eindhoven ana destinasyon olmamakla birlikte Hollanda’da gelmişken şöyle bir bakayım dediğiniz bir yer olabilir veya tanıdığınız birini ziyarete gelmişsinizdir. Böyle bir durumda Elvanınız tabii ki yanınızda, Eindhoven’da geçirdiğiniz süreyi güzel yerlere giderek ve güzel şeyler yiyerek değerlendirmeniz için yazılan bu rehber hizmetinizde. 

Hollanda’nın yerel mutfağını öyle pek övemeyeceğim maalesef, genel olarak Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa mutfağı, birkaç sevdiğim şey dışında bana öyle pek hitap etmiyor. Ege’yi, Akdeniz’i sabahlara dek övebiliyor olsam da, bu ülkelerde aynı heyecana sahip olamıyorum çünkü gerek yemekleri gerek yaygın kullanılan malzemeleri bana kısmen ağır geliyor. Ağır falan dedik, tek çeşit dedik ama Hollanda’da geçirdiğim süre boyunca günde üç kez patates kızartması yeme ortalamasıyla gezdiğimi de gizleyecek değilim. Patates kızartmasına ve tatlı patates kızartmasına aşığım, Hollanda patatesleri zaten muhteşem, bir de double fried yapıyorlar çıtır çıtır, yani alt tarafı bir patates gerçekten nasıl bu kadar güzel olabiliyor diyor insan. 

Eindhoven’da çok fazla öğrenci ve Türk mühendis var. Phillips, ASMR gibi şirketler Eindhoven’da. Bu Phillips ile çok gurur duyuyor şehir, hem müzesi hem de şehirdeki meydanlardan birinde heykeli var. Müzeye gitmedim, öyle acayip ilgimi çekmedi ama aklınızda olsun merak ederseniz. Şehirde öğrenci fazlalığı ile birlikte, barlardaki eğlence tarzı da oldukça ilginç. Şehir kocaman bir Erasmus parti gibi eğleniyor anladığım kadarıyla, 20li yaşlarda gereksiz miktarda içki tüketmiş gürültülü gençlerle karşılaşmanız mümkün – öyle bir cümle kurdum ki, kendimi elli dokuz yaşında hissediyorum şu an. Neyse, eğlence anlayışımız şehirle tutmadı diyelim. 

Havası oldukça kapalı, bulutlu, yağmurlu. Biraz da dengesiz. Aynı saat içinde pırıl pırıl güneşi, sağanak yağmuru, sonra bulutlu havayı, sonra tekrar güneşi ve sonra sağanak yağmuru gördüğümüz oldu. Genel olarak günün bir noktasında mutlaka yağmur yağdığı için bir yağmurluk kesinlikle gerekli. 

Bu şehrin nesini sevdin iki saattir demediğin şey kalmadı derseniz, küçük Avrupa şehirlerinde olan yavaşlığını ve düzenini sevdim diyebilirim. Şehir küçücük olduğu için gerçekten hiçbir koşturmacası yok, şehrin temposunun yüksek olmadığını hissetmek bence insanı rahatlatıyor. Kendi adıma büyük şehir severim, o kaosa karışmayı da severim, ama böyle küçük şehirlerle günlük tempoyu dengelemek bence insana iyi geliyor. Her yere yürüyebilirsiniz, dümdüz bir şehir. 401 numaralı otobüs de her yere gidiyor ilginç bir şekilde, hem havaalanı hem merkeze ulaşım bu otobüsle sağlanıyor. Bir de şehir büyük ve kalabalık olmadığı için öyle her yere insan akın etmiş gibi bir durum yok. Geniş geniş cafeler var mesela, büyük şehirlerin o daracık ve elli dakika sıra beklenen cafeleri yerine burada ferah ferah oturabileceğiniz, büyük olmasına rağmen samimi havasını kaybetmemiş yerler dikkatimi çekti. Yani kısacası şehirdeki acelesizliği, kalabalık olmayışını, temiz havayı, yeşili ve dinginliği oldukça sevdim. 

Hadi mekanlara birlikte göz atalım. 

Down Town Gourmet Market 

Avrupa şehirlerinin klasik Food Market sevgisi burada da var. Birden çok restoranın bir araya geldiği, hem kapalı hem açık alanı olan keyifli bir Food Market burası. Tahmin edeceğiniz üzere birçok mutfaktan birçok lezzet bulmak mümkün, kebapçısı da var deniz ürünleri restoranı da. Snack Bar’daki tatlı patatesi çok iyiydi, onu da unutmamak için belirtmek isterim.

Buranın bir diğer güzelliği ise, etrafı dolanmak istemiyorsanız direkt olarak masanıza oturup QR kod menüden sipariş verebiliyor, üstüne ödeyebiliyorsunuz, hızlıca masanıza getiriyorlar. Yemekler 10-15 euro arası, biralar 4-8, kokteyller 10-12. 

Smalle Haven 2-14

Koffiehuisje Eindhoven 

Şehrin en en merkezinde yer almadığı için çok sakin sessiz bir yerde bulunan bu tatlı cafe, hem kahvaltı seçenekleri, hem tatlı hem de (tabii ki) kahve sunuyor. Matcha lattesi oldukça lezzetliydi mesela. İç mekanı da dış oturma alanı da tatlı ve keyifli. Kahvaltı alternatiflerinden biri olabilir. 

Buranın epey yakınında Bakhuisje var, orası bir fırın, ama haftanın üç günü, saat 14.00’a kadar açık. Açık denk gelirseniz bunlarından bir tane kapın hemen. 

De Jonghlaan 32

Sweet Dreams Bakery 

Burası farklı çeşitlerde, hem tatlı hem tuzlu rollar yapıyor. Cinnamon rolları epey lezzetli. Ben pekan cevizli & karamelli yedim, o da çok lezzetliydi. Yalnız içerinin dekorasyonu epey dandik maalesef, öyle içeride keyifle oturayım yeri değil. Paket cinnamon roll’unuzu alıp devam edebilirsiniz.

Jan van Lieshoutstraat 14

Coco & Sebas 

Kendisi de bir çikolatacı olan Derin’le gittik buraya, Hollandalı artizan çikolata markası olan Coco & Sebas’ın Eindhoven’da bir dükkanı yok, ama alışveriş merkezi/pasaj olan Heuvel’de bir standı var. Passion fruit, safran & bal, whisky & tonka gibi güzel tat kombinasyonlarına sahip ve çikolataları oldukça lezzetli ve kaliteli. Kahvenin yanında keyif yapmalık, birine hediye götürmelik falan çok uygun burası. 

Chocolate Boulanger ve Bonbisou da yine çeşitli çikolatalar bulabileceğiniz dükkanlardan, fiyatları da oldukça uygun. Tabii Coco & Sebas çok daha kaliteli. 

Heuvel Eindhoven’ın içinde yer alıyor.

Chocolate Boulanger ve Bonbisou da yine çeşitli çikolatalar bulabileceğiniz dükkanlardan, fiyatları da oldukça uygun. 

Dik & Lang Verse Vlaamse Frietjes 

Patates kızartması gerçekten çok önemli bir konu ve benim en büyük zaaflarımdan biri. Hollanda’da geçirdiğim süre boyunca günde üç porsiyon ortalama ile hem kendimi hem çevremi şaşırttım. Hollanda’da yiyeceğiniz patateslerin çoğu zaten güzel, burası da güzeldi. Soslar Belçika’daki gibi standart değil buralarda, orada öyle olması kuralı varken burada yok. Joppie sos tavsiye edebilirim. 

Patates için bir diğer yer de Pieperz, ben denemedim ama yüksek puanlı. 

Ayrıca övmeden geçemeyeceğim, Five Guys patatesi neden bu kadar lezzetli, gerçekten bu konu beni üzüyor çünkü anlamsız yere tonla patates yemiş oluyorum. 

Amsterdam rehberinde yazacağım ama all time favorite patatesçi, Fabel Friet. Yani aşırı turistik, aşırı övülüyor, acayip sıralar falan filan ama bir patates kızartması en fazla ne kadar lezzetli olabilir sorusunun cevabı gibi bir dükkan burası. İnanılmaz bir sıra yoksa, beklenecek gibiyse bekleyin. 

Anlayacağınız üzere, patates kızartmasını seviyorum. 

Stratumseind – Barlar Sokağı 

Hollanda’daki en uzun barlar sokağı olmakla övünen bu sokak 225 metre uzunluğundaymış ve de üzerinde 40 tane mekan bulunuyormuş. Eindhoven gece hayatı hakkındaki fikirlerimi yazının girişinde belirttim, burada da biraz değineyim. Bu 40 mekanın çoğu 80lerden kalma gibi görünüyorlar, içerisi tuhaf renkte ışıklarla dekore edilmiş. Ayrıca genel kitle 20lerinin başında öğrenciler olduğu için ‘BU GECE SARHOŞ OLUCAZZZZ’ mottosuyla çıkıp deliler gibi shot içen öğrenciler görmeniz mümkün. Bu barlar sokağındaki mekanlar bana pek hitap etmedi. İlginizi çekiyorsa karaoke bar falan da var, ne yalan söyleyeyim benim pek ilgimi çekmiyor, sarhoş olmayı da sevmem karaokeyi de. Efendi gibi eğlenelim canım (efendi gibi eğlence = festival). 

Burada yaşayan Tansu ve Öykü’nün burada tek sevdiği yer Drinker’s Pub, onu da not düşeyim, bir yere oturmak isterseniz aklınızda olsun. 

Urban Shopper 

Urban Shopper, Strijp-S bölgesinde bulunan bir pasaj. İçerisinde tasarım kırtasiye ürünlerinden Hint objelerine birçok şey satılıyor. Böyle yerleri dolanmak çok keyifli oluyor, ilginç şeyler bulabiliyorsunuz o yüzden Strijp-S bölgesinde dolanırken buraya da bir göz atın. 

Torenallee 60

Ekin Kitabevi 

Şehirlerin sokaklarını Google Maps’ten dolanmayı severim. Bir bakayım etrafta neler varmış derken Ekin Kitabevi görünce bir uğramak istedim. Bu mini mini kitapçı, yukarıda yazdığım Urban Shopper’ın içinde yer alıyor. Yurt dışında insan her ne kadar İngilizce de bilse, o ülkenin dilini de bilse kendi dilinde kitap okumak istiyor, birçok arkadaşımla konuşmuşuzdur bunu. Ekin Kitabevi tam da Eindhoven’da yaşayıp Türkçe kitap almak isterseniz uğrayacağınız yer. Sahibi Melis hanım, farklı farklı kitaplar getirerek güzel bir seçki yaratmış, ayrıca eğer seçkide bulamadığınız bir kitap olursa getirtiyor. Dükkanda ayrıca Hollandaca dersleri veriliyor, insanların böyle bir alanı hem sosyalleşmek, hem dil öğrenmek, hem de kitap bakmak için kullanabiliyor olmaları bence çok tatlı. Giderseniz Melis hanıma benden selam söylersiniz. 

Intelligenta Ice 

Muhteşem tat kombinasyonları ile lezzetli dondurmalar yemek isterseniz, doğruca Intelligenta Ice’a. Burayı bana hem Melis hanım hem burada yaşayan arkadaşım Tansu söyledi. Tat kombinasyonları değişiyormuş, ben gittiğimde ananas ve pembe biber taneli vardı mesela, çok iyiydi. Benim gibi her gittiğiniz yerde dondurma kovalıyorsanız kesin uğrayın, o kadar abartı bir ilginiz yoksa da uğrayın, dondurmalar güzel. 

Leidingstraat 27

Coffee Corner 

Yukarıda bahsettiğim Koffiehuisje gibi burası da cozy dekorasyona sahip (üzgünüm cozy kelimesini samimi diye de yazsam, sıcak diye de yazsam o anlamı vermiyor). Hatta burası Urban Shopper’a çok yakın, o yüzden önce biraz kitap alışverişi, sonra dondurma, sonra da mola olarak kahve gibi bir yarım gün geçirebilisiniz. Yalnız Eindhoven’daki cafelerin isimleri üzerine biraz daha düşünebilirlermiş, Coffee House, Coffee Corner falan yani ilk aklına geleni koymuş gibiler. Olsun, içerisi güzel. 

Torenallee 101

Diğer yerler 

Not alıp inceleyip gidemediğim yerleri de yazayım siz bir bakarsınız, ben de bir sonraki gidişimde uğrarım. 

The Happiness Cafe (cafe)

Dutch Homemade (cafe)

Trattoria Mangiare (İtalyan restoranı)

Turkish Tales (Türk meze restoranı)

Cafe 100 Watt (bar + yemek)

Restaurant Dijk 9 (fine dining tarzı)

Son 

Bir şey yok bir şey yok dedik, yine sayfa sayfa rehber çıktı. Daha yetişmeyen birçok şey oldu, bir dahakine diyorum artık. Yağmurluğunuzu yanınıza almayı ihmal etmeyin ve bolca patates kızartması yiyin. Detaylı storyler için instagramda buluşalım.

Bir sonraki sefer görüşürüz. 

Bir Cevap Yazın