Bazen insan seyahat etmek ister, ama uzun uzun planlamak istemez. Birkaç günlüğüne rutininden, olduğu yerden uzaklaşmak ister ama çok yorulmak istemez. Yakın bir yerlere gitmek ister, ama yaşadığı yerin de aynısı olsun istemez. Bilmediği bir yer olsun ister, ama biraz da tanıdık olsun ister. İşte Krakow, tam bu noktada imdadıma yetişen, mini mini bir Avrupa şehri oldu.
Daha önce hiç Polonya’ya gitmemiştim, Varşova listemdeydi ama tanıştığım birkaç Polonyalı, hep Krakow daha güzel demişlerdi, o yüzden Krakow’u da eklemiştim listeye. Varşova’ya henüz gitmediğim için kıyaslayamayacağım, fakat anladığım ve anlatıldığı kadarıyla birbirlerinden oldukça farkılılar. Zaten ben bu şehir kıyaslama işini o kadar da sevmem, çünkü her şehrin kendine has özellikleri, kendine has temposu ve karakteri oluyor bence. Krakow doğası itibariyle öyle koştur koştur gezilecek, bir güne yüz tane şey sığdırılacak bir şehir değil. Düşük tempoda, sindirerek gezebileceğiniz minik bir şehir, hatta kimine göre mini bir ‘Prag’.


İçindekiler
Krakow’a ne zaman gidilir?
Krakow, yaz sezonunda da öyle çılgınlar gibi kalabalık olan bir şehir değil. Ben haziranın ortasında gittim, oldukça kabul edilebilir bir kalabalık vardı. Nedense İngiliz turist çok fazla (para değerli olduğu için olabilir). Hava da bir gün 30 dereceydi ve omzum yandı, başka gün 16 dereceydi yağmurlukla gezdim. Yani havası biraz dengesiz. Haziran sonu yaz geliyormuş şehre. Çok üşümeden gezeyim diyorsanız yaz ayları gayet keyifli. Konumu dolayısıyla soğuğu da soğuk tabii. Mevsimden bağımsız olarak yağmurluk ve sweatshirt atmakta fayda var çantaya.
Krakow’da ne kadar kalınır?
Şehirde gezilecek çoğu yer yürünecek mesafelerde, birçok şey de zaten şehrin merkezinde. Şehrin birçok yerini dolanmak, şehre biraz da olsa aşina olmak için aslında üç gün yeterli. Ama eğer Wieliczka Tuz Madeni, Auschwitz-Birkenau Toplama Kampı’nı da dahil edecekseniz, bir-iki gün daha ekleyebilirsiniz. Ben şehir merkezinden çıkmadım, aslında Auschwitz’i merak ediyordum, ama yüreğim kaldırır mı bilmiyorum, belki bir dahaki sefere.
3-4 günlük bir seyahat planı, görmek istediğiniz neredeyse her yeri görmenize yetecektir.
Krakow’da ulaşım
Krakow’da her yere yürümek en mantıklısı. Ama bu yürüme mesafesi dışında kalan yerlere gidecekseniz de hiç uğraşmayın, Bolt çağırın derim. Şehirde Bolt oldukça ucuz, hemen de geliyor. Havaalanından şehre de direkt Bolt ile geçebilirsiniz.
Türkiye’den Krakow’a direkt uçuşlar mevcut, hatta bir sürpriz olarak, Ankara-Krakow arası direkt uçuş var ve fiyatlar da oldukça makul. Krakow’u tercih etmemin sebeplerinden biri de bu olmuştu benim için.
Krakow’da konaklama
Krakow’da konaklama için nokta atışı bir bölge söyleyeyim: Kazimierz. Eski Yahudi mahallesi olan bu bölge, günümüzde Krakow’un en hareketli bölgesi. Barlar, food marketler, cafeler, gece hayatı, çoğu şey burada yer alıyor. Günün her saati canlı ve hareketli. Bu bölgeden şehrin en merkezine yürümek de 15-20 dakikadan fazla sürmediği için direkt olarak buradan bir ev/otel tutabilirsiniz.


Krakow güvenli mi?
Şehir ile ilgili beni etkileyen şeylerden biri de şehrin ne kadar güvenli hissettirdiği olmuştu. Hani bazı şehirlerde insanların yüzünde o güvensizliği görür, sıkı sıkı çantalarına ve eşyalarına sarıldıklarını gözlemlersiniz ya, Krakow’da bu yok mesela. İnsanlar gayet rahat, gayet güvende görünüyorlar. Birçok saatte birçok yerde bulunarak gözlemlediğim bir şey oldu bu. O yüzden çok da endişe edeceğiniz bir durum yok.
Krakow’da fiyatlar nasıl? – Krakow bütçesi
Polonya’nın para birimi Zloty. Ben hiç nakit para almadım, kart ile aldım ne alacaksam. Eğer nakit almak istiyorsanız zaten Türkiye’den bulmak pek mümkün değil, o yüzden de buradan euro alıp şehirde Zloty alabilirsiniz – ki dediğim gibi gerek de kalmıyor pek. 1 Euro 4.28 Zloty. TL cinsinden yazmayacağım, sonra TL değer kaybı beni üzüyor, zaten sürekli değişiyor, o yüzden Euro olarak hesaplamak en mantıklısı.
Krakow’da fiyatlar oldukça uygun. Konaklama da, restoranlar da genel olarak ülkemizin fiyat ortalamasının altında bulunuyor. İçki zaten uygun fiyatlı, yemekler de fena sayılmaz.
Kahve: 10-15 Zloty
Bira: 15 Zloty
Ortalama bir yemek: 40 Zloty gibi düşünebilirsiniz.
Dediğim gibi hesaplayınca yer yer Türkiye ile aynı, yer yer ucuz.
Konaklama da aynı şekilde uygun, özellikle iki kişi giderseniz konaklama masrafı yarıya iniyor tabii ki.


Krakow’da Gezilecek Yerler
Old Town – Stare Miasto – Rynek Glowny
Her şehrin olduğu gibi Krakow’un da canlı mı canlı bir şehir merkezi ve ana meydanı var: Stare Miasto. Mimarisi ve hareketliliğiyle zaman geçirmenin oldukça keyifli olduğu yerlerden biri. Ana meydanda oturup birer içki yudumlayıp etrafı izleyebilirsiniz mesela, benim gittiğim yerlerde yapmayı en sevdiğim şeylerden biri. İçkiler bitince de kalkıp ara sokakları gezebilirsiniz, çünkü ana meydana yakın sokaklarda her zaman keyifli şeyler olur.
Bu ana meydan (Rynek Glowny) 13. Yüzyıla dayanacak kadar eski, ve oldukça büyük sayılabilecek Avrupa meydanlarından biri. Bazylika Mariacka, Azize Meryem Bazilikası, meydanın dikkat çeken yapılarından.


Meydanın arka sokaklarında dolanırsanız, lokal lezzetlerle dolu bir food market göreceksiniz. Oraya gidip mantı – Lehçe adıyla Pierogi – yemeyi de ihmal etmeyin. Gerçi bu yeme içme meselesini ayrıca konuşacağız ama şimdiden biraz spoiler vermiş olayım.
Wawel Kalesi
Ortaçağ, Rönesans ve Barok mimarisi izleri taşıyan bu dev kale, Vistula Nehri’nin üzerine kurulan, şehrin en turistik noktalarından biri. Yüzyıllar boyunca Polonya kraliyet ailesinin yaşadığı Wawel Kalesi, şu anda şehrin en büyük müzelerinden biri olarak hizmet veriyor. Wawel Kalesi’nin bir de efsanevi bir karakteri var: Smok Wawelski, yani kalenin ejderhası. Bu ejderha, yerel halka dehşet saçan, kuzularını yiyen ve bütün halkın korktuğu bir yaratık olarak anlatılıyor. Bir gün Polonyalı efsanevi bir prens olan Krakus, Smok Wawelski’yi öldürmeyi başarıyor ve bu kaleyi ejderhayı öldürdükten sonra inşa ediyor. Krakus ve ejderhanın hikayesi, 12. Yüzyıl’a kadar uzanıyormuş.
Bu ejderha nedeniyle şehrin en sık karşılaşacağınız simgesi, ejderha. Ejderha şeklinde magnetler, anahtarlıklar, aşırı sevimli renkli oyuncaklar göreceksiniz hediyelik dükkanlarda. Efsaneyi bilmeden önce, herhalde ejderha onlar için oldukça pozitif ve kahraman bir karakter diye düşünmüştüm, meğer tam tersiymiş, ama yansıtma şekillerini görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Kale, şehir merkezinde bulunuyor ve ana meydana çok çok yakın, iki sokak arkasında neredeyse.
Grodzka Sokağı
Kaldığım bölge olan Kazimierz’den Old Town’a doğru yürürken hep bu sokaktan geçtim, o yüzden ekstra not olarak yazıyorum. Sağlı sollu hediyelik eşyalar, lokal lezzetler, cafelerin olduğu bu sokaktan yürümek çok keyifli. Kazimierz’den gelirken zaten Wawel Kalesi de solunda kalıyor buranın, diyorum size her yer birbirine çok yakın diye.


National Museum
Ulusal galeri, adı üzerinde, özellikle Polonyalı sanatçıların eserlerine odaklanmış bir müze. O ülkenin sanatını anlamak için ulusal galerilerini gezmek hem keyifli hem yararlı oluyor.
Czartoryski Müzesi
Old Town’ın etrafındaki sokakların birinde yer alan Czartoyski Müzesi, özel bir koleksiyon aslında. Yine Polonyalı sanatçılarla birlikte enternasyonel eserlerin de yer aldığı bir müze, ve ülkenin de en eski müzelerinden biri. Müzenin en çok özen gösterilen, gözü gibi bakılan, ayrı odada tutulan eseri ise Leonardo Da Vinci’nin Lady with an Ermine adlı tablosu.
Burayla ilgili bir anımı da paylaşayım. Müzeyi gezdikten sonra tam çıkacaktım ki kafe bölümünde bir bale provası olduğunu gördüm. Birkaç dansçı, bilmediğim bir eserin provasını yapıyorlardı. Tabii durum böyle olunca çıkamadım, yarım saat falan izledim provayı. Zaten müze gezmişim keyifliyim, sonra karşıma bir de böyle tatlı bir tesadüf çıkınca oldukça keyifli bir gün geçirmiş oldum.
Krakow ve Klasik Müzik
Beni biraz olsun tanıyanlar, nasıl bir müzik aşığı olduğumu bilirler. Sanatın birçok dalı ile aktif olarak ilgilenmiş biri olarak, müziğin yeri her zaman benim için farklıdır. Polonya deyince aklıma ilk gelen kişi elbette ki Chopin. Yedi yaşımdan beri favori bestecim, eserlerini piyanoda çalmayı açık ara en sevdiğim kişi, yarı Fransız, yarı Polonyalı. Hatta Varşova’daki havaalanının adı da Frederic Chopin. Polonya için öyle bir karakter yani. Krakow’da Chopin ile ilgili pek bir şey bulunmuyor olsa da (çünkü zamanında Varşova’da yaşamış ama Krakow’la pek bir alakası yok kendisinin) Polonya’nın genelinde bir klasik müzik aşkı olduğu için herhangi bir kilisede herhangi bir konsere denk gelmeniz mümkün.
Bu konserleri dinleyebileceğiniz yerlerden biri St. Peter und Paul Kirche. Burası o yukarıda bahsettiğim Grodzka Sokağı’nda yer alıyor. Her akşam kilisede klasik müzik konseri oluyor. Program genel olarak bilinen eserlerden ve sanatçılardan oluşuyor. Kilisede klasik müzik dinlemeyi ben keyifli buluyorum, programınıza uyuyorsa direkt girişten bilet alıp girip dinleyebilirsiniz.

Chopin Concert Hall ise, yine ana meydanın arka sokaklarında bulunan, tarihi bir binanın minicik bir salonu. Burada haftanın her günü Chopin çalıyorlar. Biletleri online satın alabiliyorsunuz. Program her zaman istisnasız Chopin (tam benlik bir yer yapmışlar), ama bazen Nocturne’ler, bazen Prelude’ler, bazen karışık. İnternet sitesinde programı da görebilirsiniz.
Şehrin Pazarları
Hediyelik eşyaları, aklınıza gelecek gelmeyecek ıvır zıvırları, lokal lezzetleri bir arada bulabileceğiniz yerler olan şehir pazarlarını ben hep çok sevmişimdir ve genel olarak şehrin ruhunu en iyi yansıtan detayları barındırdığını düşünürüm. Krakow’da da böyle birkaç yer var. Bunlardan biri Stary Kleparz, en eskisi, şehrin içinde bulunuyor. Bir diğeri Nowy Kleparz, bu şehir merkezinin birazcık dışında ama Bolt ile gidebilirsiniz. Kazimierz’deki Plac Novy benim favorim, yine ayrıca bahsedeceğim ama zapiekanka diye ekmek üstü bir lezzetleri var, burada mutlaka ondan yemelisiniz.
Şehir Parkları
Şehrin bir botanik parkı bulunuyor. Burası dışında Krowoderski Park, Park im Wojciecha Bednarskiego w Podgórzu, Polish Airmen Park da eğer hava güzelse ziyaret edebileceğiniz parklardan.
Kısa kısa
- Şehir mini bir Prag gibi.
- Fiyatlar uygun.
- Yürüyerek her yer geziliyor, Bolt da çok ucuz.
- Oldukça güvenli bir şehir.
- 3-4 gün yeterli.
- Kazimierz’i keşfetmeden dönmeyin.
- Eğer şehrin yakınlarında bir yere gideyim derseniz, Auschwitz’e bakabilirsiniz. Biletleri önceden ayarlayın.
