Dublin Gezi Rehberi

Dublin Gezi Rehberi 

Bir süredir radarımda olan Dublin’i Eylül ayında ziyaret edebildim. Aslında bir ziyaretten öte son derece lokal bir seyahat oldu çünkü hem uzun süre kaldım hem de lokallerden tavsiyelerle şekillendirdiğim bir planım vardı. O yüzden aslında bu rehber sadece turistik bir gezi rehberi değil, aynı zamanda lokal öneriler ve bilgiler de içeren bir rehber olacak. 

‘Emerald Island’ olarak bilinen İrlanda, gerçekten yemyeşil bir ülke. Dublin de öyle haliyle. O kadar çok yağmur yağan bir şehir ki, kuru ve güneşli günler sayılı. Eylül ayı boyunca birkaç kezden fazla yağmura denk gelmiş olsam da aslında geçirdiğim günlerin çoğu çok güzeldi, hava kapalı olsa da o kadar fazla yağmur yağmadı ve yer yer epey güneşli günlerde parklarda keyif yaptık. 

Şehrin yeşilliği ile birlikte Georgian tarzı evleri birbirine çok yakışıyor. Rengarenk kapıları ve kiremit rengi binaları ile Dublin şehir merkezi gerçekten çok estetik görünüyor. Ayrıca çok sevmiş olmamın bir nedeni de şehir o kadar dümdüz ki, her yere yürümek mümkün ve hava güzelken şehirde yürümek çok keyifli. Zaten aslında toplu taşıması pek de iyi olmadığı için eğer gideceğiniz yer çok da uzak değilse yürümek en mantıklı seçenek gibi duruyor. 

Dublin’i öyle çok Avrupa başkenti gibi düşünmeyin. Google, Facebook, Airbnb gibi devlerin Dublin’de ofislerinin olması dışında aslında burada öyle çok ‘big city vibes’ yok diyebilirim. Her şeyin elinizin altında olduğu büyük, yeşil bir köy gibi düşünün desem çok abartmış olur muyum bilmiyorum. Şehir için küçük, köy için büyük bir kent Dublin. Ama sakin ve samimi havasıyla ve renkleriyle bir şekilde kendini sevdiriyor. 

İşte böyle, Dublin aslında çoğumuzun gidilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer alan bir şehir olmasa da kendine özgü ve huzurlu bir şehir. Hadi gelin Dublin Gezi Rehberi ile Dublin’i birlikte gezelim, bakalım siz de sevecek misiniz. 

Türkiye’den Dublin’e- Dublin Havaalanı’ndan Şehre Ulaşım 

Türkiye’den Dublin’e gitmek istiyorsanız ve bunu İstanbul üzerinden yapacaksanız Türk Hava Yolları ile uçacaksınız demektir, başka bir firmanın İstanbul-Dublin direkt uçuşu bulunmuyor bildiğim kadarıyla. Yolculuk yaklaşık 4.5- 5 saat kadar sürüyor.

Türkiye’den Dublin’e gitmek için bir başka seçenek ise Ryanair ile gitmek. Ryanair’in ana merkezi Dublin olduğu için ve Türkiye uçuşu da bulunduğu için bu yöntemle aslında çok daha ucuza bile getirebilirsiniz. Fakat Ryanair İstanbul’a değil, Bodrum Milas Havaalanı’na ve Dalaman’a uçuyor, bilginiz olsun. 

Dublin Havaalanı’ndan şehre ulaşımın birkaç yolu var. Eğer toplu taşıma tercih edecekseniz 16, 41 ve 102 numaralı otobüsler sizi şehir merkezine getiriyor ve ücreti 3.30€. Airlink 747, Airlink 757 ve The Aircoach 700 de havaalanı şehir merkezi arası çalışan shuttle otobüsler. Bunların fiyatı da tek yön 7, gidiş dönüş 11€. Bu seçeneklerin dışında taksi de tercih edebilirsiniz, o da genellikle şehir merkezine 25-30€ civarı tutuyor. Fakat takside hep sıra oluyormuş o da aklınızda bulunsun. 

Dublin Gezi Rehberi- Dublin içinde ulaşım 

Baştan söyleyeyim Dublin’de metro yok. Bir şehirde metro yoksa benim kafam genelde nereye nasıl gideceğim konusunda çok karışır çünkü otobüs ve tramvayı metroya göre o kadar da sevmiyorum galiba. Neyse, burada tramvay ve otobüs seçenekleriniz mevcut fakat tramvay çok kısıtlı yerlere gidiyor, otobüs ise evet birçok yere gidiyor ama o kadar dolanarak gidiyor ki on dakikalık mesafe oluyor size yarım saat. Ulaşım olarak çok da uzaklara gitmeyecekseniz yürümenizi öneririm, veya bisiklet, scooter kiralamayı da düşünebilirsiniz kaldığınız süre boyunca. 

Dublin’e Ne Zaman Gidilir- Dublin’de Sonbahar 

Dublin’i ziyaret etmek için en güzel aylar bahar ayları, kendi deneyimimden yola çıkarak söylüyorum eylül ayı çok güzel. O kadar fazla yağmur yağmıyor, güneşli günler oluyor ve hava 16-18 derecelerde. Mayıs ayı da benzer geçiyormuş. Yaz ayları da gayet güzel çünkü Dublin’in havası zaten ne çok soğuk ne çok sıcak olduğu için hafif serin bir yaz gayet keyifli olacaktır. Kış aylarını hiç önermiyorum çünkü akşam üzeri dörtte havanın kararması ve sert rüzgarlarıyla Dublin kışı öyle pek de keyifli değilmiş. Eylül ve mayıs, olmazsa da yaz diyorum. 

Dublin Gezi Rehberi- Dublin’de Konaklama 

Dublin, Dublin 1 Dublin 2 gibi bölgelere ayrılıyor. Mantık olarak Dublin 1’in en merkezi yer olduğunu düşünüyor insan ama aslında Dublin 2 bütün her şeyin döndüğü bölge. Turistik yerlerin çoğu burada, barlar burada, restoranlar burada. Tahmin edeceğiniz üzere de aslında Dublin’in konaklama açısından en pahalı bölgesi aynı zamanda. O yüzden eğer konaklamaya yüksek bir bütçe ayırmıyorsanız Dublin 1 gayet yeterli olacaktır. Dediğim gibi genel olarak zaten fiyatlar yüksek, bir de Dublin 2’de konaklamak seyahati epey pahalı hale getirebilir.

Dublin Gezi Rehberi- Dublin’de Ne Kadar Kalmak Gerek? 

Dublin’de turistik olarak yapabileceğiniz aktivite sayısı sınırlı, öyle günlerce kalsanız da gezemezsiniz gibi bir durum yok. Ama Dublin turistik olarak değil de lokal olarak deneyimlenmesi gereken bir şehir olduğu için rastgele barlara girip Guinness içmek, parklarında yürüyüş yapmak, kitapçılarını gezmek gibi aktiviteler turistik aktivitelerin çok önünde geliyor bana göre. Bunlara da zaman ayırayım turistik olarak da gezeyim derseniz beş günde her şeyi halledebilirsiniz. Ben üç hafta kaldım bana yetmedi çünkü yine söylüyorum, Dublin lokal olarak deneyimleyince çok daha güzel. 

Dublin Pahalı mı? Dublin Bütçesi 

Dublin pahalı diyerek bu konuya ani bir giriş yapıyorum. Gerçekten uzun süredir ziyaret ettiğim en pahalı şehirlerden biri. Yine de bir miktar ucuza getirmek isterseniz ufak mutfağı olan veya mini barı olan bir oda tutabilirsiniz ki en azından kahvaltıları evde yapın veya öğlene sandviç vs hazırlayabilin. Fiyatlardan biraz örnek vermek gerekirse: 

  • Irish publarda 50lik Guinness: 5.80-7€ arası. 
  • kahve: 3€
  • Irish breakfast (English breakfast’ın ufak değişiklikler yapılmış versiyonu): 10-12€
  • Restoranlarda ana yemek: 25€
  • Her yerde hazırlatabileceğiniz sandviçler: 5-7€ arası 
  • Markette Guinness: 3€ 

Dublin Gezi Rehberi- Dublin güvenli bir şehir mi?

Dublin güvenli bir şehir. Genel olarak rahat rahat gezebilir, istediğiniz saatte istediğiniz yerde olabilirsiniz. Tabii bu genellikle şehir merkez için geçerli, şehir merkezinin dışında her şehirde bazen işler karışabiliyor. Burada 18 yaş altı ergen çeteleri ile ilgili problemler olabiliyormuş, çünkü reşit değilseniz yaptığınız şeylerin öyle pek de bir yaptırımı yokmuş. O yüzden siz özellikle liseli gibi görünen ve beş- on kişi bir arada gezen çocuklara arada dikkat edin. Onun dışında şehir gayet güvenli diyebilirim. 

Dublin Gezi Rehberi- Dublin’in Bölgeleri 

Dublin 1 

Bunu yukarıda da anlattım, Dublin 1 şehirde yapacağınız her şeyin merkezi gibi bir izlenim bırakıyor olsa da aslında tam olarak öyle değil. Tabii ki merkezi, ama gideceğiniz çoğu yer buraya yakın olsa da tam burda değil. Konaklama fiyatları biraz daha makul olduğu için buradaki otellere bakabilirsiniz. 

Dublin 2

Turistik olarak gideceğiniz birçok yer ve birçok bar, restoran, parklar vb Dublin 2’de yer alıyor. Yani aslında Dublin’in tam merkezi burası. Konaklama için tabii ki çok iyi bir seçenek ama pahalı olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. 

Dublin 8 

Dublin 2’nin hemen komşusu olan Dublin 8, Guinness fabrikasının da bulunduğu bölge. Dolayısıyla burada da zaman geçireceksiniz. 8 olduğu için çok da uzak olduğunu düşünmeyin. 

Temple Bar 

Temple Bar, Dublin’in meşhur ikonik barı. Aslında bulunduğu bölge Temple Bar Area olarak geçiyor. Temple Bar’ın kendisi inanılmaz kalabalık ve popüler, gidecekseniz gündüz saatlerinde gitmenizi öneririm yoksa kovboy şapkalı Amerikalılardan oluşan dev bir sıraya maruz kalabilirsiniz. Temple Bar’ın kendisine gitmeyecek olsanız bile bu bölgeye mutlaka gidin çünkü görsel olarak çok güzel barlar, restoranlar ve sokaklar var. 

Dublin Gezi Rehberi- Dublin’de Gezilecek Yerler 

Dublin’i yeterince övdüysek ve yeterli bir miktar bilgi edindiysek artık Dublin’de gezilecek yerlere göz atmanın zamanı gelmiş demektir. 

Book of Kells- The Old Library 

Dublin’in en turistik yerlerinden biri, Trinity College’ın içinde yer alan Book of Kells ve The Old Library. Book of Kells, 6-9. yüzıllar arasında İrlanda, İskoçya veya İngiltere topraklarındaki manastırlardan birinde yazıldığı tahmin edilen el yazması ve Latince bir kutsal kitap. Kütüphaneyi gezmek için bilet aldığınızda bu kitabı görmek için de bilet almış oluyorsunuz, tek bir odada cam vitrin içinde sergileniyor ve bu alanda fotoğraf çekemiyorsunuz. Bu kitabı gördükten sonra asıl ilginizi çekeceğini düşündüğüm The Long Hall’a giriş yapıyorsunuz, burası adeta fantastik bir filmden çıkmış gibi bir kütüphane, bu alanda fotoğraf çekmek serbest. 

Biletlerinizi mutlaka gitmeden önce internetten alın derim, nedense bileti önceden almayan birçok kişiyi ‘bilet bitti’ diyerek geri çeviriyorlar. Bu linkten biletlerinizi satın alabiliyorsunuz ve ziyaret saatinizi seçebiliyorsunuz. 

Guinness Storehouse 

Bira değil adeta sıvı ipek olan harika içeceğimiz Guinness’imiz, İrlandalı. Her köşe başında birer Guinness içerek gerçekleştireceğiniz Dublin seyahatinizde madem buralarda kadar geldiniz, Guinness fabrikasını da gezmelisiniz. Fabrikada Guinness’in tarihi hakkında bilgi sahibi olmakla birlikte komik fotoğraflar da çekebilirsiniz, denendi ve onaylandı. Turun bitiminde teras katında birer Guinness de biletinize dahil. Ayrıca Dublin genel olarak dümdüz bir şehir olduğu için pek öyle tepelerden bakacak yer bulunmuyor, buranın terasından şehre yukarıdan şöyle bir bakmış da oluyorsunuz. Biletleri yine tabii ki online alıyoruz. 

Museum of Literature Ireland 

İrlanda ve Dublin, yazarları ve edebiyatı ile ünlü. James Joyce, Oscar Wilde, Samuel Beckett, Bram Stoker gibi çok ünlü yazarlar İrlandalı. Şehrin de bir edebiyat müzesi var haliyle. Müze çok tatlı bir binada (zaten Dublin’in mimarisini epey sevdim) fakat öyle dev bir müze gibi düşünmeyin, zaten aslında müze en çok James Joyce’a odaklanıyor. Klasik yazarların yanında modern İrlandalı yazarlar hakkında da bilgiler bulabilmeniz mümkün. Bileti online almanıza gerek yok, direkt müzeden alabilirsiniz zaten çok kalabalık bir müze değil. 

Giriş 12€, 10.30- 18.00 saatleri arasında açık, en son 17.00’da içeri girebiliyorsunuz. 

Pazartesileri kapalı. 

National Gallery of Ireland 

İrlandalı sanatçıların eserlerine odaklanan Ulusal Galeri’nin koleksiyonunda Picasso, Monet, Van Gogh gibi isimlerin de birer- ikişer tane eseri bulunuyor. Ama gerçekten de birer tane, hani gidip de bildiğiniz isimleri göremezseniz hayal kırıklığına uğramayın çünkü çok büyük bir çoğunluk dediğim gibi İrlandalı sanatçıların eserlerinden oluşuyor. Giriş ücretsiz, haftanın her günü açık fakat saatleri değişebiliyor. Şuradan detaylı saat bilgisine ulaşabilirsiniz. 

Little Museum of Dublin

Dublin ve İrlanda’nın tarihi ile ilgili bilgi edinmek isterseniz bu minik müzeyi gezebilirsiniz. Aslında gerçekten de minicik bir müze, o yüzden yine öyle dev bir beklentiyle gitmeyin derim. Müzenin bulunduğu bina çok güzel ve klasik bir Dublin evi. Giriş 10€. 

Kilmainham Gaol 

1796’da inşa edilen bu yapı, hapishane olarak kullanılmış ve mehkumlar kadın, erkek, çocuk ayırt edilmeksizin aynı yerde, soğuk ve karanlıkla kalıyorlarmış. İrlanda tarihi boyunca birçok ayaklanmanın liderleri ve 1916 yılındaki Paskalya Ayaklanması’nın devrimci liderleri de burada mahkum edilmiş. Benim burayı gezmeye fırsatım olmadı, gitmeden önce gezeyim diye biletlerine bakmıştım ama önümdeki dört gün boyunca hiç bilet yoktu. Yani yine biletlerinizi erkenden (genelde bir hafta öncesinden) internetten almanız gerekiyor. Biletlere şuradan bakabilirsiniz, giriş 8€. 

Dublin Castle 

Kale ilk olarak 800 yıl önce Dublin savunmasında rol almak üzere inşa edilmiş, 18. yüzyılda yapı genişletilmiş ve sonradan hükümete ev sahipliği yapmış. 1938 yılında İrlanda’nın ilk başkanı Douglas Hyde’ın yemin töreni burada yapılmış, sonrasında da bu bir gelenek haline gelmiş. Koridorlardan birinde bütün başkanların fotoğraflarının olduğu bir alan var. İçeriyi gezmek 8€, kalabalık olmadığı için rahat rahat gezebilirsiniz ve online bilet almanıza da gerek yok. 

St Patrick’s Cathedral

5. Yüzyılda İrlanda’ya gelerek İrlandalıları Hıristiyan yaptığı söylenen St. Patrick İrlanda için büyük bir öneme sahip. Katedralin bugünkü halini 1200lü yıllarda aldığı söyleniyor. Zaman içinde tabii ki eklemeler ve değişiklikler yapılmış ve günümüzde İrlanda’nın en büyük kilisesi. İçini gezmek ücretli, 8€. Yine çok kalabalık bir yer olmadığı için kapıdan bilet alabilirsiniz, giriş biletinize audioguide da dahil. 

St Stephen’s Green

Şehrin en güzel parkı olan ve şehrin ortasında bulunan St Stephen’s Green, boş bulduğum her anda içinde dolandığım bir park olma özelliğini taşıyor benim için. Özellikle güzel ve güneşli havalarda herkes burada oluyor, Baggot Street’ten bir sandviç alın ve sizi buradaki yeşilliklere alalım. Parkın içinde bir yerlerde bir de James Joyce büstü bulunuyor. 

Merrion Square Park 

Bir diğer favori şehir parkımız olan Merrion Square Park, yine Dublin 2’de ve şehrin ortasında bulunuyor, St Stephen’s Green kadar güzel olsa da o kadar büyük bir park değil. Parkın içinde Oscar Wilde’ın bir heykeli bulunuyor. Burada da güzel havaya denk gelirseniz keyif yapmanızı tabii ki öneririm. Ben sabahlarımı genelde burada geçiriyordum. 

Dublin parklarıyla ilgili ilginç bir bilgi: Parkların açılış ve kapanış saatleri var. Kapanış saati yazın daha geç tabii ama parkların yirmi dört saat açık olmaması ve kapılarının kilitleniyor olması ilginç bir durum. 

Phoenix Park 

Park değil daha çok orman gibi dev bir alan olan Phoenix Park, şehrin biraz dışında bulunuyor. Burada birçok spor aktivitesi yapılıyor ve iç kısımlarında bir yerlerde geyik de görebilirsiniz, biz o kadar içerilere girmedik. Buraya taksiyle gidip güzel bir günde şehre geri yürümek keyifli olabilir, denendi onaylandı. Epey bir mesafe olduğunu göz önünde bulundurarak rahat bir ayakkabı giymenizi tavsiye ederim, dönerken mutlaka birer Guinness için. 

Grand Canal Dock 

Dublin’in plaza bölgesi olarak nitelendirdiğim (Google, Indeed gibi şirketler bu bölgede yer alıyor) Grand Canal Dock, mimari olarak şehrin merkezinden farklı, daha ‘şehir’ bir görüntü sunuyor. Hava güzelken kanal kenarında keyif yapabilir, buradaki barlardan birinde bir şeyler içebilirsiniz. Brewdog’u özellikle öneririm, klasik Irish publarda (Irish pubların detaylı bir yazısı da mevcut) bol bol vakit geçirdikten sonra burası daha farklı bir alternatif. 

Grafton Street 

Şehrin ana alışveriş caddesi olan Grafton Street genelde mağazalarla dolu, canlı bir cadde (hemen İstiklal Caddesi benzetmesi yapalım). Aradığınız birçok şey muhtemelen burada vardır, ara sokaklarını da gezmeyi ihmal etmeyin. 

Dawson Street 

Yine Grafton gibi, güzel ve popüler caddelerden biri. En sevdiğim kitapçı olan Hodges Figgis burada yer alıyor. 

Baggot Street 

Bir diğer büyük ve birçok şeyin bir arada olduğu cadde Baggot Street. Little Museum of Dublin, St Stephen’s Green de burada. 

Dublin Gezi Rehberi- kısa kısa 

  • İrlanda’dan vize almak biraz sıkıntılı bir süreç. Birleşik Krallık vizesi alırsanız önce Birleşik Krallık’ta yirmi dört saat geçirmeniz gerekiyor ki İrlanda’ya geçiş yapabilin. Direkt olarak İrlanda’dan vize alacaksanız da turist vizesini dört ay gibi bir sürede veriyorlar, planlarınızı yaparken bu detayı gözden kaçırmayın. 
  • Dublin, diğer Avrupa şehirlerinden biraz farklı, büyük bir köy gibi diyebilirim. Aslında o yüzden de sıcak ve samimi bir şehir olduğunu düşünüyorum. 
  • Para birimi Euro ve epey pahalı bir şehir. Özellikle alkol konusunda Avrupa’da gördüğüm en pahalı şehir, hem marketlerde hem restoran ve barlarda içki fiyatları diğer şehirlere kıyasla oldukça yüksek. 
  • Dümdüz bir şehir olduğu için istediğiniz her yere yürüyebilirsiniz. Aslında zaten toplu taşıma ağı öyle çok da iyi değil. 
  • Şehirde birçok ünlü bar olsa da aslında gördüğünüz herhangi bir bara girip bir Guinness içebilirsiniz, evet bazı Guinnessler daha güzel ama Irish pubların çoğu gayet güzel. 
  • Çoğunlukla zaman geçireceğiniz yerler Dublin 2’de. 
  • Dublin oldukça yağmurlu bir şehir, o yüzden hangi mevsim giderseniz gidin mutlaka yağmurluk ve şemsiyeniz olsun. Bazen güneşli bir günde birden yağmur yağmaya başlıyor bazen de bütün gün yağmur yağdıktan sonra birden bire güneş açıyor. Hava durumuna pek güven olmuyor o yüzden siz önleminizi alın. 
  • En güzel ayları mayıs ve eylül. Birçok şehir için aynı şeyi söyleyebiliriz aslında değil mi? 

Dublin gezi rehberimiz burada sona eriyor, fakat Dublin ile ilgili bilgiler burada bitmiyor o yüzden sizi yeme içme rehberine, Dublin barları rehberine ve de Dublin kitapçıları rehberine de bekleriz. Bol bol story için de instagramda buluşalım. 

Bir Cevap Yazın