Yılı bitirmek üzereyken oldukça yoğun bir okuma temposu ile ilerliyorum. İnsan ilişkileri ise yıllardır okumayı en sevdiğim alan olmuştur, bu seneyi bitirirken de üst üste birçok içgörü edinme şansım oldu bu konuda. Gary Chapman’ın epey ünlü kitabı Beş Sevgi Dili ise, alıp kitaplığıma koyduğum fakat bir şekilde okuma fırsatı bulamadığım kitaplardan biriydi. Bu kez yılı bitirirken bir çırpıda okudum ve bazı eleştirilerle birlikte (yazının sonunda bunlardan bahsedeceğim) faydalı bulduğum ve aslında hem okuması hem anlaşılması son derece kolay olduğu için herkesin faydalanması gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu.
Kitabın odak noktası romantik ilişkiler. Hepimiz öyle ya da böyle, bu tarz ilişkiler içinde bulunuyoruz ve son zamanlarda benim dikkatimi çeken en büyük şeylerden biri, bu ilişkilerin çoğunluğunun ne kadar kötü olduğu (üzgünüm, gerçekten öyle). Birçok insan iyi bir ilişkinin ne olduğu kavramından oldukça habersiz, kendine öğretildiği ve koşullandırıldığı gibi neyin içinde olduğunu bilmeden hem kendini hem karşısındakini tüketiyor. Anlayış oldukça ender rastlanılan bir olgu. İnsanlar birbirlerini anlamak ve dinlemek için herhangi bir çaba göstermiyorlar, bunun nasıl yapılacağından da habersizler aslında. Bu ve bu tarz gözlemleri bir kenara not alırken (her şeyi not almayı severim) Beş Sevgi Dili’ni okuduktan sonra, bu kitabın insanların birbirlerini anlamasına yardımcı olacak bir yol gösteriyor olması oldukça hoşuma gitti. Elbette iyi bir ilişki dediğimiz şeyin çok fazla boyutu var ve bunları tek tek burada konuşmak ve çözmek imkansız, ama sevgi dili dediğimiz şey aslında oldukça temel ve bunu doğru şekilde anlayabilmek ve konuşabilmek, ilişkileri iyi yerlere taşıyacak adımların başında geliyor.
İçindekiler
Sevmek ve Sevgiyi İfade Etmek
Öncelikle sevmenin ve sevdiğini ifade etmenin birbiriyle bağlantılı ama bambaşka şeyler olduğunu anlamamız gerekiyor. Bir insanı seviyor olabiliriz, ama eğer bunu onun anlayacağı şekilde ifade etmiyorsak (sevgiyi ifade etmek sadece sözel değil, eylemlerle de desteklenen bir şey) sevgimiz muhtemelen karşı tarafa geçmiyordur. Hatta biz sevgimizi kendi açımızdan ifade ediyor olabiliriz, bunun için uğraşıyor olabiliriz, ama karşımızdaki bunu anlamıyor veya görmüyor olabilir, bu durum bizi iyice üzüyor olabilir çünkü biz (kendimize göre) elimizden geleni yapıyor ve sorunun ne olduğunu anlamıyoruzdur. İşte kitabın odağı da tam olarak bu.
Seni Seviyorum Ama Sen Anlamıyorsun
Ortada bir sorun olduğunda genellikle kendimizi değil, karşı tarafı suçlama eğiliminde olabiliyoruz. ‘Ben yapıyorum o görmüyor’, ‘ben söylüyorum o dinlemiyor’ gibi savunma cümlelelerini kurarken bulabiliyoruz kendimizi. Aslında bazen sorun minicik bir adım veya düzeltme ile çözülebilecek durumda oluyor ve bu noktada birbirimizin sevgi dilini anlayabilmek birçok olası sorunun önüne de geçiyor. Yani aslında, sizin sevgi anlayışınızla karşınızdakinin sevgi anlayışının farklı olacağını kabul etmek, sağlıklı temeller üzerine bir ilişki inşa edebilmek veya mevcut ilişkinizi daha iyi hale getirmek için atacağınız ilk adım.
Sevgi Dili Ne Demek?
Sevgi dili, aslında yazının başında birçok kez bahsettiğimiz gibi, insanın sevildiğini nasıl anladığı demek. Sizin için ne yapıldığında sevildiğinizi hissediyorsunuz? Bu konuda biraz düşünmek, kendi sevgi dilinizi anlamak açısından faydalı olabilir. Kitap boyunca bahsedilen ve benim de faydalı bulduğum bir kavram olan ‘sevgi deposu’, siz sevildiğinizi hissettikçe dolu kalır, sevilmediğinizi hissettikçe de boşalır. Sevgi deposu boşaldıkça, insanlar mutsuzlaşır ve karşı taraf eğer sevgi depolarını doldurmak için bir çaba göstermezse, sevgi deposu boşalan kişiler de karşıdakine sevdiğini göstermek için bir çaba göstermez. Bunun önüne geçebilmenin tek yolu da, karşınızdakinin sevgi deposunu neyin dolduracağını bilmek ve bunu aktif ve düzenli bir şekilde uygulamak.
Bu kavramı somutlaştırmak adına kitapta da geçen bir örnek vereyim. Dünya üzerinde binlerce farklı dil konuşuluyor. Dilini bilmediğiniz bir insan ile anlaşmanız oldukça zor. Siz kendi dilinizde ne derseniz deyin, o sizi anlamıyorsa, ya da o ne derse desin siz onu anlamıyorsanız birbirinizi anlamanız çok da mümkün olmayacaktır. Sevgi dili de işte bu derece önemli. Hayatımızdaki insanın sevgi dilini öğrenmemiz ve onun da bizim sevgi dilimizi öğrenmesi gerekiyor ki anlaşabilelim, sevdiğimizi gösterebilelim ve sevildiğimizi hissedelim.
Beş Sevgi Dili
Gary Chapman’ın kitabına göre, temelde beş farklı sevgi dili mevcut. Çoğu insanın baskın sevgi dili bunlardan bir tanesi. Diğer kategorilerden de parça parça şeylerden elbette mutlu olunabildiğini, ama her insan için bir kategorinin en önemli olduğunu savunuyor. Hadi gelin şimdi hepsine kısaca bakalım.
Onaylayıcı Kelimeler
Baskın sevgi dili onaylayıcı kelimeler olan insanlar, sevildikleri insan tarafından sözel olarak onaylanmaktan ve güzel şeyler duymaktan hoşlanan insanlardır. Karşınızdakinin baskın sevgi dili onaylayıcı kelimeler ise, yaptığı güzel şeyler için, görüntüsü için, karakteri için, başarıları için, ya da aklınıza gelecek herhangi bir şey için güzel sözler söylemek, karşınızdakinin sevildiğini hissetmesi için oldukça önemli bir yöntem. Dolayısıyla eğer durum buysa, bol bol iltifat etmeyi (yapay olmamalı tabii) ihmal etmemeniz önemli olacaktır. Bunları tekrar tekrar dile getirmek sizin için bir şey ifade etmeyebilir, ama baskın dili bu olan kişiler için bunu sık sık duymak son derece motive edicidir. Sevgi dili onaylayıcı kelimeler olan birine sakın ama sakın ‘seni sevdiğimi zaten biliyorsun’ ‘seni güzel bulduğumu zaten biliyorsun tekrar söylememe gerek yok’ gibi şeyler söylemeyin, benden söylemesi.
Kaliteli Zaman
Baskın sevgi dili kaliteli zaman geçirmek olan biri için, karşılıklı birbirinizi dinlediğiniz sohbetler çok önemlidir. Bu sevgi diline sahip biri varsa hayatınızda, ona onu sevdiğinizi hissettirmek için yapabileceğiniz en güzel şey ona aktif olarak kaliteli zaman ayırmaktır. Bu kaliteli zaman, oturup film izlemek gibi aktivitelerin dışında, birlikte bir şeyler paylaşmak, birbirini dinlemek, birlikte farklı aktivitelerde bulunmak gibi eylemlerdir. Baskın sevgi dili kaliteli zaman olan bir partneriniz varsa onunla sohbet ederken telefonla oynamayı çok da aklınızdan geçirmeyin. (Bence bu hiçbir zaman ve hiç kimseye karşı yapılmamalı, kırmızı çizgi gerçekten, o ayrı konu tabii de.) Özetle karşınızdakinin sevgi dili kaliteli zaman ise, karşılıklı sohbetler ve ikinizin kararlaştıracağı çeşitli aktiviteler, sevgi deposunu dolu tutmanın yolu olacaktır.
Hediyeler
Baskın sevgi dili hediye olan biri için göndereceğiniz her çiçek, alacağınız en ufak hediye önemlidir. Güzel sözler de söyleseniz, kaliteli zaman da geçirseniz baskın dili hediye almak olan biri için bunların anlamı, hediyelerden az olabilir. Hediyeyi burada maddi olarak değil de, bir düşünce eylemi olarak düşünmeniz gerekiyor. Özel günler dışında herhangi bir günde ‘seni hatırlattı’ diyerek alacağınız bir hediyenin önemi oldukça büyük, aklınızda olsun.
Hizmet Eylemleri
Baskın sevgi dili hizmet eylemleri olan biri için (ben bu ifadeyi pek sevmedim aslında ama) işini kolaylaştıracak şeyler yapmanız oldukça önemli. Bu bulaşık yıkamak olabilir, evdeki bir sorunu halletmek olabilir, evi düzenli tutmak olabilir, onu bir yere götürmek olabilir, yani temelde bir iş halletmek gibi düşünebilirsiniz.
Fiziksel Temas
Baskın sevgi dili fiziksel temas olan biri için, dokunma eylemi oldukça önemlidir. Bu baskın dili konuşan kişiler, sarılmak, elini tutmak, herhangi bir şekilde fiziksel temasta kalmak gibi eylemlerle sevildiklerini hissederler.
Karşımızdakinin sevgi dilini öğrenmek ve uygulamak bilinçli bir seçimdir
Karşımızdakinin sevgi dilini öğrenmek ve uygulamak, kendi dilimizden farklı bir dil öğrenmeyi gerektireceği için emek harcayacağımız bilinçli bir süreçtir. Yani aslında karşımızdakinin sevgi dilini ancak istiyorsak öğrenebiliriz, kendi kendine olan bir süreçten ziyade bilinçli çaba ve emek gerektiren bir şey bu. Ama eğer karşılıklı olarak bunu yapmaya gönüllüysek, (karşılıklı kısmı çok çok önemli, bunu tek başınıza yapmanızın mümkün olmadığı gibi, bunu anlamayacak ve uygulamayacak biri ile de yapamazsınız) ilişkimizin tatmin seviyesini gerçekten de hiç olmadığı yerlere getirmek mümkün. Bunu yapmayı ‘seçmeniz’ gerekiyor ki, gerçekten işe yarasın.
Aşk ve iyi bir ilişki, başımıza gelen bir şey değildir. Onu bilinçli ve karşılıklı olarak biz inşa ederiz. O yüzden kendi adıma ben ‘o kişi’ ‘hayatımın aşkı karşıma çıktı’ gibi kavramlara inanmaktan ziyade, emeğe, çabaya ve bilinçli seçimlere inanıyorum. Bir ilişkiyi bozmak da, güzelleştirmek de bizim karşılıklı çabamıza ve isteğimize bağlı. Sevgi dilini öğrenmek ve uygulamak ise, bunun gerçekten de çok büyük bir parçası.
Kitaba eleştiri
Kitabı oldukça beğendim, mantıklı, anlaşılır ve yararlı bir bakış açısı sunduğunu düşünüyorum. Fakat bazı yönlerden oldukça cinsiyetçi yaklaşımları mevcut. Bu durumun bir sebebi olarak Gary Chapman’ın 1938 doğumlu olmasını, bir diğer sebep olarak da aile ve cinsiyet rollerinin son zamanlarda olması gerektiği gibi modernleştiğini, ama o dönemler henüz bu modernliğe ulaşmadığını gösterebiliriz. Özellikle oldukça eski kalan ve klişe kadın – erkek rolleri sunduğu, cinsellik üzerine yaptığı yorumlarda çok ataerkil olduğu için ve hizmet eylemleri bölümünde erkeklerin eşlerine ‘yardım etmesi’ gibi cinsiyetçi kelime seçimleri ile ara ara göz devirmeme neden olmuş olsa da, kitabın asıl alınması gereken kısmını aldığınızda buraları göz ardı ederek günümüz modern toplumuna uyarlayabiliyorsunuz.
Yazıyı bitirirken en önemli bulduğum noktayı tekrarlamak istiyorum:
Aşk ve iyi bir ilişki, başımıza gelen bir şey değildir. Onu bilinçli ve karşılıklı olarak biz inşa ederiz.
