Milano Yeme İçme Rehberi: Lombardiya Mutfağı ve Daha Fazlası

İtalyan yemek kültürü & Aperitivo geleneği 

Milano, İtalya’nın kuzeyinde bulunan ve İsviçre ile sınırı olan Lombardiya Bölgesi’nin başkenti olma özelliğini taşıyor. Dolayısıyla Milano bize Lombardiya’nın bütün lezzetlerini sunan bir şehir. Lokal lezzetlerin yanı sıra, İtalya’nın özellikle kuzey taraflarında benim ilk Milano ziyaretim sırasında öğrendiğim, sonradan da çok sevdiğim aperitivo geleneği çok yaygın. Aperitivo nedir derseniz, aperitivo içkinizle birlikte ikram edilen çeşitli yiyecekler diyebilirim. Hatta bazen ikram ediliyor, bazen de açık büfe ya da fiks bir tabak şeklinde uygun fiyata size sunuluyor, tamamen mekanın insiyatifine kalmış ve kesin kuralları olmayan, içkinizin yanında atıştırmanız için bir gelenek. 

İtalyanların yemek kültürü yer yer bizden biraz farklı. Restoranlar öğlen yemeği saatlerinde açılıyor, sonra akşam yemeği saatine kadar (genellikle 19-19.30) kapalı kalıyorlar. Yani her acıktığınızda her istediğiniz restoranda oturup yemek yiyemiyorsunuz. Elbette bu kuralı her restoran uygulamıyor, ama gideceğiniz yerleri seçerken saatlerini kontrol etmekte fayda var. İşte aperitivo aslında bu noktada imdadınıza yetişen bir gelenek, çünkü aperitivo barlarda genelde 17.00-18.00 gibi servis edilmeye başlanıyor ve 21.00a kadar sürebiliyor. Bazen de tüm gün içkinizin yanında kraker, zeytin, cips gibi ufak atıştırmalıklar servis ediyorlar. Dediğim gibi bunun öyle katı kuralları pek yok. Yemek saatine kadar içkinizin yanında gelen atıştırmalıklarla kendinizi akşam yemeğine hazırlıyor oluyorsunuz. 

Lombardiya mutfağı 

Lombardiya mutfağının en ünlü yemeklerinden biri risotto alla Milanese. Arborio pirincinin temel malzemeler olan parmesan, tereyağı, beyaz şarabın yanı sıra safran da eklenerek al dente pişirilmesi üzerine risotto alla Milanese ortaya çıkıyor. Ravioli di Magro ise yumurta sarısı, ricotta peyniri ve bölgeye özgü otlarla dolgusu hazırlanan ravioli çeşidi. Polenta, bir çeşit porridge/püre, bölgeye göre farklılık göstererek bazen sadece mısır unuyla, bazen de mısır unu ile buğday veya karabuğday ununun karıştırması ile pişirilen tuzlu bir yan yemek. 

Panettone ise Christmas zamanı tüketilen bir çeşit kuru meyveli ekmek/kek gibi lezzetli bir ürün. Aralık ayında panettone’yi birçok pastanede ve fırında bulmanız mümkün. Panettone gibi Colomba da benzer şekilde bir hamur işi, badem ve parça şekerle pişiriyorlar. 

İtalya’nın en ünlü ve en eski peynirlerinden biri olan Grana Padano, Lombardiya’dan. Roquefort peynirinin İtalyan muadili sayılabilecek Gorgonzola da buradan. Mascarpone de bu bölgenin dünyaca ünlü peynirlerinden biri. 

Şarap meselesine gelecek olursak, İtalya öyle bir ülke ki, her bölgesinde bambaşka üzümler yetişiyor, bambaşka karakterde şaraplar üretiliyor. Ülke çapında yetişen üzüm sayısının binleri bulduğu söyleniyor, işlenen ve şarap üretilen üzüm sayısı üç yüz elliden fazla. Bu üzümlerin birkaçı dünyaca ünlü olsa da, bölgesel kalan ve lokal üreticilerin ürettiği üzüm sayısı çok yüksek. Ülkenin iklimi dolayısıyla da üzüm ve şarap, bölgeden bölgeye farklı karakteristikler sergiliyor, çeşitleniyor. 

Lombardiya serin sayılabilecek şarap bölgelerinden. Bölgenin Franciacorta ve Oltrepo Pavese kısımlarında köpüklü şaraplar üretiliyor. Piedmont bölgesinin ana üzümü olan dünyaca ünlü Nebbiolo bu bölgede de yetişiyor. Nebbiolodan yapılan şaraplar oldukça güçlü, belirgin tatlara sahip, yüksek asit ve yüksek tanen oranlarına sahip oldukları için yıllandırılmaya uygun oluyorlar. Eve şarap götürmek isterseniz, güzel bir Nebbiolo bulup alabilirsiniz. 

Milano Gezi Rehberi’nde olduğu gibi, Milano Yeme İçme Rehberi’ni de bölge bölge detaylandıracağım. Böylelikle bulunduğunuz bölgeye göre gideceğiniz yere karar vermeniz daha kolay olabilir. Hadi başlayalım. 

Centro Storico 

Camparino in Galleria 

Yüz yılı aşkın bir tarihi olan ve görsel olarak oldukça tatmin edici olan Camparino, Galleria Vittorio Emmanuele II’nin içinde bulunuyor. Camparino, bizzat Campari’yi bulan Gaspari Campari tarafından kurulan bir mekan olma özelliği taşıyor. Zamanında Milano sanat ve kültür sahnesinde bizzat önemi olan bu bar, Art Nouveau tarzı dekorasyonuyla da dikkat çekiyor. 

İtalya’da içkinizi/kahvenizi ayakta, barda içtiğinizde veya masaya sipariş verdiğinizde farklı fiyatlarla karşılaşıyorsunuz, burada da öyle. Barda içerseniz fiyatlar 10 euro civarı, oturup masaya servis isterseniz de 15-18 euro civarı. Galleria Vittorio Emmanuele II içinde oturup lezzetli kokteylleri yudumlamak bence bu fiyatlara kesinlikle değiyor. Eğer isterseniz atıştırmalık ve yemek de servis ediyorlar. 

Dünyada en sevdiğim tatlar listesinde bir numarada frambuaz bulunduğu için, Seltz on the sea’yi seveceğimi düşünmüştüm, yanılmamışım. İçinde tabii ki Campari, 1757 Vermouth di Torino Extra Dry, frambuaz ve portakal cordial bulunuyor. Buranın Negroni’sinin de ekstra lezzetli olduğunu belirteyim. 

Campari, Aperol gibi bir İtalyan likörü fakat Aperol’ün %11 alkol oranına kıyasla, Campari %20.5-28.5 aralığında alkol içeriyor. Biraz daha koyu renkli ve biraz daha acı bir tadı var. 

Marchesi 1824 

Bu sene 200. yılını kutlayan Marchesi, kurulduktan kısa bir süre sonra, özellikle panettonesi ile oldukça ünlenmiş. Yirminci yüzyılın başında ise burası sadece bir fırın olmaktan çıkıp şık bir kafeye dönüşmüş. Via Santa Maria alla Porta’da bulunan ilk yerleri dışında, Galleria Vittorio Emmanuele II’de ve Via Monte Napoleone’de iki dükkanları daha bulunuyor. Fırın ürünleri, çikolata, pasta gibi kaliteli ürünler sunuyorlar. 

Panzerotti Luini 

Puglia bölgesine ait bir lezzet olan panzerottiyi minik calzone gibi düşünebilirsiniz. Luini, lezzetli hamuru ve kaliteli iç dolgularıyla birçok farklı çeşitte panzerotti sunan minik bir dükkan. Hamuru kızarmış olmasına rağmen (ben haşlanmış olduğunu düşünmüştüm halbuki yazıyor etiketlerde) hiç ağır değil. Bir İtalyan klasiği olarak mozzarella domates favorim. Buranın önü hep kalabalık ve hep sıra oluyor ama hızlıca ilerliyor. Farklı bir hamur kullandıkları tatlı çeşitleri de var. Centro Historico tarafında yürürken karnınız acıkırsa, yemek öncesi 1-2 tane alıp atıştırmalık bir sokak lezzeti diyebiliriz Luini’nin panzerottisi için. 

All Antico Vinaio 

İtalyan peynirleri, İtalyan et çeşitleri ve taptaze İtalyan focacciasının bir araya gelmesi ile ortaya lezzetsiz bir şey çıkması imkansız. All Antico Vinaio ile ilk olarak Floransa’da tanışmıştım. Uffizi çıkışı, çok açız, ne yesek derken burayı bulmuştuk – ki bizden önce binlerce kişi bulup Google’da yorum yazmış zaten. Kullandıkları ürünler gerçekten hem taze hem kaliteli, ayrıca sizi tek tek vitrinden seçip sandviç oluşturma derdinden kurtaran sandviçleri var. Bir çeşit sos (pesto, trüflü mantar ezmesi, acılı domates gibi) çeşitli İtalyan peynirleri (burrata, mozzarella, straciatella, gran padano gibi) İtalyan etleri (prosciutto, bresaola, mortadella, pancetta gibi) biraz da roka veya domates gibi ferah bir tatla birleştirerek sonsuz sayıda sandviç çeşidi oluşturmuşlar ve gerçekten her şeyleri çok lezzetli. 

Milano gezi rehberimde detaylı anlattım zaten, buradan da bu mekan ve Milano seyahatimle ilgili mini bir özet hikaye anlatayım. Bu seyahatte bavulum kayboldu, akşama gelecek dediler gelmedi, ertesi gün olmuş, ben bütün günümü yapmak zorunda olduğum alışverişte ziyan etmişim, bir de üstüne bavul peşinde tekrar havaalanına gidip elim boş dönerek bütün günü gerçek anlamda harcamışım, Yağmur’la Nihan’ın yanına, Navigli’deki evimize dönüyorum. Baktım kızlar hazırlanmış, dünü zaten bavul yüzünden stresli geçirmişim, Negronilerimizi içeceğiz aperitivo yapacağız kendimize geleceğiz. Sonra bana ‘bu eşyaları koymak için bavul aldın mı?’ diye soruyorlar, tabii almamışım, saat de olmuş akşam sekiz buçuk, bütün gün bir kere bile oturup yemek yiyecek fırsat bulamamışım bayağı açım. Dedim siz gidin, ben bir koşu TEKRAR alışverişe (ama artık bayılacağım açlıktan, bir elma ve krakerle falan duruyorum) gidip bavul aldım, sonra All Antico Vinaio’yu buldum ve KOCAMAN bir sandviç yiyip iki kadeh şarap içtim. Tam zamanında buldum burayı gerçekten. O sırada Milano yağmurlu, o arada bir yerde ayağım kaydı, sol tarafımın üstüne çok sert bir şekilde düştüm, kesin moraracak diyorum (morardı tabii), elimde boş bavul, tekrar Navigli’ye, kızlarla bütün gün denk gelemeyip, saat akşam 10.30da buluşup SONUNDA Negronime kavuştum, teşekkürler bavulumu kaybeden havayolu şirketi, Milano seyahatimden gerçekten hiçbir şey anlamadım. 

Özet olarak burada yiyeceğiniz şeylerin hepsi çok lezzetli, 12-13 euro civarına şahane sandviçleri var, 2-3 euroya da yanına bir şarap, mis. Üç farklı şehirde burayı deneyimledim, hepsinin çalışanları da çok güler yüzlüydü. 

Spun Tiramisu & Spontini 

Sokak lezzetleri demişken bu iki yeri de yazayım, gidip gitmeyeceğinize siz karar verin. 

Spun, adı üzerinde tiramisu dükkanı. Mesela ben Pompi’yi (Roma) son denediğimde HİÇ sevmedim, Spun da o tarz bir yer, denemedim ama çok popüler, bir bakıp deneyip denemeyeceğinize karar verirsiniz. 

Spontini, bol peynirli dilim pizzası ile Milano’nun en popüler sokak lezzetlerinden biri. Nihan hayatında yediği en kötü pizzanın burada olduğunu söylüyor. Kimisi de çok seviyor. Benim yine denemeye fırsatım olmadı, siz mutlaka karşılaşacaksınız o yüzden yazmadan geçmek istemedim. 

Brera 

  • Restoranda şöyle güzel makarnalı şaraplı yemeğimi yiyeyim derseniz, Osteria da Fortunata, Navigli’de de bir şubesi bulunuyor. 
  • Şarap barı isterseniz N’Ombra de Vin. 
  • İtalyan peynirleri ve etleri ile atıştırmalık yiyeceğim derseniz La Prosciutteria (bunun da İtalya genelinde şubeleri var, Navigli’de de var).

Porte Venezia & Isola/Porta Nuova 

  • Pavé: Ben havaalanı yollarında günümü harcarken Yağmur ve Nihan’a ‘ne yaptınız’ diye sorduğumda Pavé’de muhteşem bir kahvaltı yapıyorlarmış meğer. Tatlılar ve kahvaltısıyla Pavé çok sevilen bir mekan, listeye ekleyin. 
  • L’Egalite, burada sevilen bir fırın. 
  • Killburn ise popüler bir kokteyl barı. Burada aperitivo yapabilirsiniz. 
  • Jazz Club Blue Note, oldukça şık ve popüler bir Jazz club. Yemek ve kokteylleri de çok beğeniliyor. Ünlü jazz sanatçılarının konserleri de oluyor. 
  • Bar Frida ise geniş ve ferah, rahatça oturabileceğiniz salaş ve rahat bir bar. 

Navigli 

Kanalların etrafına kurulan bir mahalle olan Navigli, hareketli ve canlı bir bölge. Özellikle aperitivo için çok keyifli mekanlara sahip. Bu seyahatimizde konaklamayı tercih ettiğimiz Navigli’yi biz çok sevdik, Milano Gezi Rehberi’nde de bahsettiğim gibi, konaklama için tercih edilebilecek bölgelerden. 

  • Il Forno dal 1993, bu bölgenin güzel fırınlarından biri. Sabahları kremalı cornetto ve espresso için ideal. 
  • Nowhere Future Coffee Roasters, ben artık cornetto değil de şöyle avokadolu yumurtalı kahvaltı istiyorum derseniz imdadınıza yetişecek. 
  • Frankie’s, karbonhidrat krizine girdim biraz taze meyve sebze suyu içeyim de vitamin alayım dediğinizde tam aradığınız yer. 
  • Mag Cafe, kanal kenarında çok keyifli bir aperitivo bar. 
  • Gramm Cafe de aynı şekilde, biz dekorasyonunu, çalışanlarını, kokteyllerini, her şeyini çok sevdik. 
  • Naviglio 48 ‘açlıktan bayılıyoruz’ noktasında rastgele girdiğimiz bir restoran. Çok bir özelliği olmamakla birlikte, yediğimiz şeyleri genel olarak beğendik. 
  • Rita da yine popüler aperitivo barlardan biri. 
  • Gelateria la Romana benim her önünden geçtikçe 3 çeşit dondurma almadan ayrılamadığım dondurmacı olma özelliğini taşıyor. Bu arada zaten şehir genelinde çok popüler. İlginç olan şey ise burası geceleri inanılmaz kalabalık oluyor. Kaldığımız yere yürürken yol üstünde burası, gece dışarıya taşan sırayı görünce şok olmuştum, üstelik iki gece üst üste aynı sırayı gördüm ve hafta sonu bile değildi. Boş saatine denk gelirseniz (gündüz boş oluyordu) istediğiniz çeşit dondurmaların tadına bakabilirsiniz, çalışanları oldukça sempatik. Fıstıklısı çok lezzetliydi, bir de pistachio iced latte diye bir çeşitleri vardı, onu da çok beğendim. 
  • Gino12, gin seviyorsanız size çeşit çeşit cin bazlı kokteyl sunan popüler bir bar. 

Milano Gezi Rehberi’ni de okumayı ihmal etmeyin.

İyi eğlenceler! 

Bir Cevap Yazın