Kiev Gezi Rehberi: Mavi, Yeşil ve Altın Rengi Şehir

Bulunduğumuz dönem itibariyle vizesiz ve nispeten daha uygun fiyatlı seyahatlere yönelir olduk. Yani seyahatten vazgeçmek istemiyorum, vize falan uğraşmak da istemiyorum derken Temmuz ayında Tiflis’e gittim (Tiflis Gezi Rehberi ve Tiflis Yeme İçme Rehberi’ne de bekleriz) arayı fazla açmadan da bir Ukrayna seyahati yapayım dedim, sonuçta bir sene içinde hiç gitmediğimiz en az iki ülkeye gitmek zorundayız (öyle miymişiz, ben de şimdi karar verdim buna).

Ukrayna vizesiz olması- hatta yeni kimlik kartlarınızla da girebiliyorsunuz ama ben pasaportla seyahat ediyorum hep- nispeten ucuz olması ve Türkiye’ye yakın olması gibi sebeplerle seyahat etmek için güzel bir seçenek. Aslında aklımda Lviv vardı en başından beri, ama Ankara’dan Kiev’e direkt uçuş çok büyük avantaj olduğu ve yolda harcayacak fazla vaktimiz olmadığı için Lviv yerine Kiev’i tercih ettik.

Genel izlenimler olarak Kiev çok güzel bir şehir, biz sonbaharda gittiğimiz için ağaçlar yeşil değildi haliyle ama aslında yeşil bir şehir, öyle iki günde keşfedilecek kadar küçük diyemem, çok da ucuz diyemem. Sanırım o ‘çok ucuz’ günleri Türk lirasının daha değerli olduğu zamanlarda kaldı artık, hani karşılanabilir fiyatlar diyebiliriz ama çok ucuz diyemeyiz, en baştan söyleyeyim, bütçe başlığı altında bundan daha detaylı bahsedeceğim zaten.

Enteresan bir şekilde İngilizce iletişim kurmak öyle kolay değil, bizi düzgünce anlayanlar genellikle hipster cafelerde çalışanlar oldu, onlar da şube müdürü falansa. El kol hareketleriyle anlaştık genellikle, İngilizce konuşacaksanız da çok basit ve temel kelimeler seçmenizi tavsiye ederim THIS, YES, ONE falan dışında çok da mümkün değil anlaşmak. Bu konuda minik bir anımızı da anlatmak isterim, Gökçe de ben de dilciyiz, birimiz tercüman birimiz öğretim görevlisi. Gökçe tabii dilini ‘seviyelendirmek’ gibi bir kavramdan haberdar olmadığı için insanlara lactose- free milk anlatmaya çalışıyor o sırada, karşıdaki anlamıyor, Gökçe de normal süt değil demek için NOT REGULAR MILK falan diyor o sırada ben ortamdaki bakışlardan anlıyorum ki karşıdakiler hiçbir şey anlamadı. Gökçecim desene NO LACTOSE veya NOT NORMAL MILK falan. Regular falan nerden bilecekler neden işi zorlaştırıyorsun. Ben alışığım tabii her seviyeden dil öğrettiğim için…… Siz de bu konuda Gökçe gibi olmayın, basit düşünün, A1 seviyesinden yüksek İngilizce kullanmayın, anlaşamazsınız… (istisnaları saymıyorum tabii ki, yok mudur şakır şakır İngilizce konuşan, elbet vardır.)

Ukrayna’da Aşı, PCR testi, Karantina meseleleri

Not: Bu bilgileri Kasım ayı için veriyorum sürekli değişikliklerin yaşandığı bir dönemdeyiz o yüzden siz gitmeden önce mutlaka güncel seyahat koşullarını ve kısıtlamalarını kontrol edin.

Eğer iki doz aşınız varsa PCR testi istenmiyor, yoksa ülkeye girmeden en fazla 72 saat içinde alınmış negatif test sonucu sunmanız gerekiyor. Girişteki polis birilerine aşı aşı diye zorla laf anlatmaya çalışıyordu yani aşı daha garanti sanırım (gerçekten Türkçe AŞI dedi bu arada şakasız). Bir de covid-19 tedavisi de dahil olan bir sağlık sigortası istiyorlar. Bunu ve aşı kartını hem Türkiye’den check-in yaparken hem de Ukrayna’ya girişte sınırdan geçerken kontrol ettiler. Onun dışında yok sizi sorguya çekerlermiş, yok paranıza bakarlarmış, yok otel rezervasyonu uçak bileti isterlermiş falan bize öyle şeyler olmadı. WELCOME falan diye karşılandık genel olarak, ama tabii her an her şey olabilir. Özetle üç adet belgeniz olacak: pasaport veya yeni kimlik, aşı kartı veya negatif PCR, covid-19 tedavisini de kapsayan bir seyahat sigortası. Türkiye’den giriş sonrası herhangi bir karantina uygulaması yok.

Şehirde durum- Mekanlar ve maske meseleleri

Şehirde de herhangi bir sokağa çıkma ve saat kısıtlaması yok, mekanlar açık. Mekanlara girerken sizden aşı kartı istiyorlar çoğunlukla. Hatta istemeyene denk gelmedik sanırım. Sokakta maske zorunluluğu var mı yok mu onu tam anlayamadım çünkü nerdeyse hiç kimsede maske yoktu sokakta.

Kiev Ulaşım- Havaalanından Şehre Ulaşım

Türkiye’den yapılan uçuşlarda genel olarak kullanılan havaalanı Borispyl Airport. Borispyl’e hem İstanbul’dan hem Ankara’dan direkt uçuş var. Bu gerçekten çok avantajlı ve konforlu bir şey çünkü Ankara’dan uçağa biniyorsunuz ve iki saat içinde Kiev’desiniz.

Kiev’de bunun dışında iki havaalanı daha var: Kyiv Zhulyany Airport (bu eski adıymış, şimdiki adı Kyiv International Airport veya Sikorsky Airport) Gostomel Airport. Sizin bunlarla pek bir işiniz olmayacak muhtemelen çünkü dediğim gibi Türkiye uçuşlarının çoğu Borispyl üzerinden. Ayrıca burada bir not da düşmek isterim, havaalanına iki isim koymak veya havaalanı adı değiştirmek çok anlamsız ve kafa karışıklığı yaratan bir şey değil mi, en baştan değiştireceğiniz isimleri koymasanız. Stres oluyor insan sonra.

Kiev Borispyl’den şehir merkezine Sky Bus isimli shuttlelarla gitmeniz mümkün. Fiyatı 50 grivnaymış (yaklaşık 25 tl şu anki kurla). Bu bir seçenek. Diğer bir seçenek ise Bolt veya Uber kullanmak (biz hep Bolt kullandık ve fiyatları da daha uygunmuş Uber’e göre). Bolt uygulamasını telefonunuza indirip direkt bulunduğunuz yeri ve gideceğiniz yeri seçiyorsunuz, o da size ücret bilgisi gösteriyor. Hem Tiflis’te hem de burada kullandık ve genelde sorunsuz oluyor.

Bolt’la ilgili birkaç bilgi

Dediğim gibi genellikle Uber’den daha ucuz olduğu için tercih ediliyormuş, fiyat konusunda bir kıyaslama yapmadım direkt Bolt kullandık biz.

  • Fiyatlar genellikle uygun ama geceleri tl olarak mesafeye göre 50-100 tlye kadar fark edebiliyor uzak mesafe için (havaalanı mesela, gece 12de şehir merkezinden havaalanı 250 TL, gündüz 150 TL idi.)
  • Trafik saatlerinde tahmin edeceğiniz gibi daha pahalı.
  • Direkt nakit olarak ödüyorsunuz, kredi kartı seçeneğini hiç karıştırmadık biz.

Bu kısım bilgi değil anı içermektedir- Bolt şoförleriyle ilgili de birkaç anımız var tabii, ilk gün güzelce eve gittik hazırlandık çıkıp kiliselerden birine gideceğiz, bindiğimiz Bolt’taki abi bizim Türkçe konuştuğumuzu anlayınca bilmediği Türkçe ile bize bir şeyler söylemeye çalıştı, kendisi de Özbek asıllıymış. Neyse anlamıyoruz konuşmuyoruz falan derken bize bir jest yapmak istedi ve arabada son ses Rafet El Roman açtı böyle 4-5 şarkı falan dinledik, trafik de akmıyor….. Gökçe story çekiyor gülüyor falan adam zannediyor ki çok hoşumuza gitti, zaten yüksek olan ses daha da açılıyor….. Böyle enteresan şeyler de olabiliyor bilginiz olsun.

Kiev Ulaşım- Şehir içinde ulaşım

Şehir içinde rahatlıkla metro kullanabilirsiniz. Hatta ekstra bir bilgi, dünyadaki en derin metro istasyonu olan Arsenalna Kiev’de yer alıyor. Gerçekten dakikalaaarca iniyor da iniyorsunuz. Çok hızlı bir yürüyen merdivenle beş dakika boyunca indiğinizi düşünün. Enteresan bir bilgi, oraya kadar gitmişken görülmeli bence.

Şehir düz olduğu için yürümek çok rahat, bolca yürüyebilirsiniz de. Tabii bunu hava güzelken yapmanızı tavsiye ederim çünkü biz rüzgarda ve siste yürüdük, sonra ben üç gün yataktan çıkamayacak derecede hastalandım, şaka değil. Hala hastayım tam geçmedi ama napıyoruz işimizi ertelemiyoruz oturup rehberimizi yazıyoruz. Özetle, hava güzelse bolca yürüyün. Değilse de sıkı giyinin, dikkat.

Diğer bir seçenek olarak Bolt ve Uber tabii ki, her zaman kurtarıcımız. Taksi yerine bunları kullanmak dili bilmediğiniz bir yerde çok daha rahat oluyor bence.

Kiev’e ne zaman gidilir- Kiev’de Kasım

Bence her yere ilkbaharda veya yazın gidilir, o kısmı geçersek Kiev’de kasım biraz dengesiz anladığım kadarıyla. Biz gidene kadar komple yağmur gösteriyordu, sonra yağmadı ama son gün öyle bir sis ve rüzgar vardı ki birçok bina görünmüyordu (bina derken saraydan falan bahsediyorum bu arada). Özellikle geceleri çok soğuyabiliyor hava ve de maalesef güneş 16.00da batıyor, gidilir mi tabii ki gidilir ama bahar daha ‘neşeli’ bir tercih olabilir. Siz kışın gidecekseniz güneşin 16.00’da batmasını, yağışı, soğuğu, her şeyi göze alarak gidin ve en kalın giysilerinizi yanınıza alın.

Kiev’de Konaklama

Kiev’de iki merkez var gibi düşünebilirsiniz: birincisi turistik olayların döndüğü, kiliselerin falan yakın olduğu Independence Square, diğer adıyla Maidan Nezalezhnosti, kısaca Meydan. Diğer merkez ise yeme içme, eğlence mekanlarına yakın olan Center dedikleri yer, Pinchuk Art Center’ı baz alabilirsiniz. Tercihinizi Center’dan yana yapın derim, sonuçta turistik yerleri daha çok gündüz gezeceksiniz ama barlar falan hep buralarda. Direkt olarak buralarda konaklamasanız bile kalacağınız yerin buralara olan uzaklıklarına bakmak mantıklı bir şey olabilir.

Bunların dışında eğlencenin Podil’de döndüğü söyleniyor, orada birkaç güzel bar ve restoran bulmuştum ama bizim o bölgeyi keşfedecek vaktimiz olmadı. Aynı zamanda bu bölge şehirdeki ilk yerleşim yerlerinden biriymiş.

Bizim kaldığımız yer Pechersk bölgesiydi, burası tam olarak ‘Ukraynalı babaannemin evi işte tam burada’ tarzında bir yerleşim yeri. Baya, dümdüz yerleşim yeri ve center’a 1.5 km uzaklıkta. Lüks restoranların da olduğu bir bölge, metro istasyonu da var. Yalnız şehir için düz dedik ama o taraflardaki yerleşim yerleri için biraz keçi gibi tırmanmanız gerekebilir, denendi ve yürürken epey söylenildi (ben söylendim, Gökçe keçi gibi tırmanmaya devam). Evin linkini buraya bırakıyorum, detaylı bilgiler için göz atabilirsiniz.

Kiev’de ne kadar kalınır?

En baştan söyleyeyim Kiev öyle mini mini bir şehir değil, her yeri iki günde gezer bitirirsiniz diyemiyorum çünkü aşırı aceleye gelir öyle. Bana kalırsa Kiev’de 4-5 gün kalınmalı. Ama şöyle de bir durum var, iki günlüğüne hafta sonu kalkıp gitmek için de uygun çünkü uçuş kısa, bu durumda da mutlaka gitmek istediğiniz yerleri seçip hızlı hızlı o şekilde ilerleyeceksiniz. Yani biraz da sizin nasıl seyahat ettiğinizle alakalı bir durum bu.

Kiev Pahalı mı? Kiev Bütçesi

Şimdi geldik kritik soruya, Ukrayna’ya gidip dönenlerden duyduğunuz ABİ ORDA KRALLAR GİBİ YİYİP İÇTİK ÜSTÜNE DÖRT ŞİŞE VOTKA AÇTIRDIK ON DÖRT BUÇUK TELE HESAP ÖDEDİK günleri geçmişte kalmış belli ki, çünkü Kiev hiç de öyle ucuz değil, sizi üzmek istemezdim. Fikriniz olması açısından biraz örneklendireyim.

  • 1 kadeh şarap, prosecco vb. 120 grivna civarında
  • Bira 80 grivna civarında
  • Güzel bir barda kokteyl 250-300 grivna civarında
  • Lüks sayılabilecek restoranlarda yemek (Kiev chicken vb) 250-350 grivna civarında
  • Puzata Hata’da tabldot yemek- çorba, ana yemek tatlı vb. 150 grivna civarında (burayı detaylı anlatacağım adeta yerel bir tabldot restoranı)
  • 1 binişlik metro bileti 8 grivna
  • Syrniki veya yumurtalı, avokadolu kahvaltılar 200-250 grivna
  • Koca bir dilim pasta 150 grivna civarında
  • Üçüncü dalga kahvecide kahve 40-60 grivna civarında.

Durumlar böyle, 1 grivna 0.40 tl gibi bir şey, yani grivna fiyatlarını ikiye bölüp azıcık indirerek TL fiyatını kolayca hesaplayabilirsiniz. Bir de Türkiye’den grivna bulamıyorsunuz o yüzden direkt dolarla gidip orada bozdurmak mantıklı bir seçenek. Havaalanında da yapabilirsiniz, devasa bir fark yok ama fark var tabii. Biz küçük bir miktarı havaalanında bozdurduk sonra da kart falan bir şekilde idare ettik. Kredi/banka kartı her yerde geçtiği için sorun olmuyor genelde ama nakitsiz de kalmayın tabii.

Bir de fiyatlarla ilgili dikkatimi çeken bir şeyi de belirtmek istiyorum, yiyecek ve içecek fiyatlarının arasındaki oran bana biraz garip geldi bazı yerlerde. Mesela çorba 150 grivna ama ana yemek 220 grivna, ya da kahvaltı 200 grivna kahve 100 grivna gibi tuhaf şeyler olabiliyor. Flat white’a 60 TL verdiğimiz oldu mesela bir yerde. O konuda bir dengesizlik söz konusu, ama her yerde değil.

Kiev’i sevdik mi?

Seyahat boyunca storylere gelen mesajlar hep Kiev’i sevdiniz mi temalıydı ve evet, Kiev’i bayağı bir sevdik. Şehrin renkleri, geniş caddeleri, güzel restoranları, bence Kiev gerçekten de keyifli bir şehir. Özellikle kiliselerinin mavi/yeşil ve altın kubbeli olması benim çok hoşuma gitmişti görsel olarak. Bir de borscht çorbası ah o çorba yani gerçekten çok lezzetli. Beklediğinizden çok daha fazla güzel restoran var, bu da kocaman bir artı. Kyiv Food Market’ı ayrıca bi sevdik falan derken evet özetle biz şehri sevdik, bir daha gidilir bence. Hatta listemizde denenmeyen yerler ve yapılmayan şeyler var, gerçekten gidilebilir.

Son olarak: Kiev güvenli bir şehir mi?

Yani güvensiz bir tarafını görmedik biz, geceleri sokaklarda da yürüdük saçma sapan alt geçitlerden de geçtik çantanıza eşyanıza sahip çıksanız iyi olur uyarısı zaten her yer için geçerli. Yalnız sarhoşu çok şehrin galiba, her barda alakasız YOU ARE VERY BEAUTIFUL veya HELLO WHERE ARE YOU FROM gibi şeylere maruz kaldık onu da ekleyelim (genel düşüncenin aksine Türkler değil Ukraynalılardı bunu yapan) Ama hıı falan deyip geçince ilgilenmeyince rahatsız edici boyutta öyle dadanan olmadı hiç.

Biz oradayken de bir darbe girişimi iddiası çıktı ortaya, ilk gün gelmişiz gezeceğiz heyecanlıyız falan Gökçe içerden bana ELVAN HABERLERDE ŞÖYLE BİR ŞEY VAR diyor ben nedense asla telaşlanmayarak şöyle bir cevap verdim: hafta sonu olmaz o iş…… neden hafta sonu olmaz, sen siyaset konusunda sıfır bilginle buna nası karar verdin, neden bu kadar rahatsın Elvancım….. bilmiyorum olmadı sonuçta, haberi merak ederseniz de linkini bırakayım şuraya. Siyasi gerginlikten de haberiniz olsun gitmeden.

Şehir hakkında yeterince bilgimiz var artık bence, e hadi gelin gezelim madem.

Kiev- Gezilecek Yerler

Pechersk Lavra

Kiev’deki dini yapıların çoğu altın kubbeli, şehir de ‘altın kubbeli şehir’ olarak anılıyor zaten bazı yerlerde. Pechersk Lavra da bu yapılardan biri, hatta en önemlilerinden. ‘Mağaralar Manastırı’ olarak da bilinen Pechersk Lavra, bu özelliğinin yanı sıra rahiplerin de yaşadığı bir manastır gerçekten. Aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası listesinde de yer alan bir yapı. Manastırı istediğiniz gibi gezebiliyorsunuz, yer altı mağaralarını da gezmeniz mümkün fakat tahmin edebileceğiniz üzere çok dar ve karanlık o kısım, klostrofobiniz varsa veya dar alanlarda rahatsız hissediyorsanız girmenizi tavsiye etmem. Ayrıca bulunduğu bölgenin adı da bu manastırdan geliyor.

Motherland Anıtı& İkinci Dünya Savaşı’nda Ukrayna Tarihi Müzesi

Pechersk Lavra ve bu anıt& müze gezisini aynı güne koymak mantıklı olur çünkü birbirlerine epey yakınlar. Anıtın bulunduğu yere 1950lerde Lenin ve Stalin heykeli dikmek istemişler tabii sonra olmamış ve bir savaş anıtının dikilmesinin mantıklı olduğuna karar vermişler. 1981 yılında tamamlanan heykel, komple paslanmaz çelikten yapılmış ve 62 metre imiş. Heykelin bir elinde kılıç bir elinde Sovyetler Birliği amblemi olan bir kalkan var. Bulunduğu park aynı zamanda kocaman bir açık hava müzesi, heykele gidene kadar epey gezeceksiniz. Parkın ilerleyen bölgelerinde müzenin kapalı alanları da var anlayacağınız üzere bayağı büyük ve kapsamlı bir müze.

St Sophia Katedrali

Burası da Pechersk Lavra gibi UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bir yapı. Yine altın kubbeli ve yeşil tonlarında, Bizans ve Ukrayna Barok tarzında inşa edilmiş. İnşasına 1000li yıllarda başlanmış (bunu her yazdığımda garip geliyor ne demek 1000li yılların başı) ve neredeyse iki yüz yıl sürmüş. İçeriye giriş ücretli, girmek istediğiniz bölümlere göre farklı fiyatlandırmaları var.

St Michael’s Golden Domed Monastery

Kiev’de nereye adım atsak bir manastır, bir kilise çıkıyor karşımıza ve hepsi de bol renki ve ihtişamlı. St Michael’s de bunlardan biri, hepsine aynı şeyi diyorum ama gerçekten renkleri çok güzel. Aslında ilk olarak 1700lü yıllarda yapılmış, sonra 1930lu yıllarda Sovyet otoriteleri tarafından yıkılmış, sonra Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra 1999 yılında tekrar inşa edilmiş.

St Andrews Kilisesi

Altın kubbeli kiliselerden farklı olarak mavi/yeşil kubbeli ve altın detaylı olan bu kilise Podil bölgesine tepeden bakıyor. Gitmeden önce benim en beğendiğim kilise bu olmuştu sanırım yine renklerinden ve mimari tarzından dolayı. Giriş ücretli, girip merdivenleri çıktığınızda güzel bir Kiev manzarası sizi bekliyor olacak. Mimari stili ise Elizabeth Barok’muş, türünün nadir örneklerindenmiş. Bulunduğu bölge de güzel bu arada, etrafında güzel barlar ve restoranlar var bu da aklınızda olsun.

bu fotoğrafı çektikten sonra kameram dondu

St Volodymyr Katedrali

Kilise kilise, katedral katedral gezmekten listeye aldığımız ama unuttuğumuz bir katedral burası. Görüntü olarak diğerlerinden farklı ve aslında şehrin simgelerinden biri, yani arada kaynaması hoş olmadı. Siz benim yerime de gidip gezersiniz artık.

Golden Gate

Zamanında şehrin ana kapısı olan Golden Gate, Orta Çağ’dan bu yana yıkılıp yok olmuş ve 1982 yılında Sovyet otoriteleri tarafından yenisi yapılmış, fakat bu yeni yapının eskisiyle bir alakası yokmuş. Güzel bir parkın içinde yer alıyor, içini de gezebiliyorsunuz.

National Opera of Ukraine

Şehirlerde görmeyi en sevdiğim şeylerden biri de tarihi opera binaları. Odessa ve Lviv’dekinden sonra Ukrayna’nın en eski üçüncü opera binasıymış. Gitmeden önce programa bir göz atın, güzel bir baleye veya operaya denk gelmek keyifli olacaktır. Bizim bir şey izleme şansımız olmadı denk getiremedik siz şuradan bir kontrol edip öyle gidersiniz çünkü opera binalarının dışı kadar içi de çok güzel oluyor ve kaç kere gidersem gideyim o tarihi atmosferde bir şeyler izlemek bana çok keyif veriyor.

Mariyinski Sarayı

sisler içinde bir saray

Günümüzde cumhurbaşkanının resmi tören alanı olan bu sarayın içini de gezebiliyorsunuz ama anladığım kadarıyla belirli günlerde, belirli turlara kayıt yaptırarak geziliyormuş. Biz dibine kadar gitmemize rağmen binayı bile zor gördük çünkü o gün öyle bir sis vardı ki dev saray yok olmuştu adeta.

Bu arada eğer buralara kadar geldiyseniz Kyiv Food Market’a da yakınsınız, Arsenalna metro istasyonuna da yakınsınız, Lviv Handmade Chocolate’a da yakınsınız (bu yeme içme meselesi ayrı bir rehberde geliyor biliyorsunuz ama arada belirtmeden geçemiyorum, yemek sevgisi işte).

Pinchuk Art Center

Kilise gezmeyi bitirdiysek biraz da müze gezelim. Pinchuk Art Center, tam olarak merkezin kalbinde yer alan bir modern sanat müzesi. Milyarder Viktor Pinchuk bey burayı satın alıp modern sanata adamış. İçeride hem Ukraynalı sanatçıların hem de diğer milletlerden sanatçıların eserleri mevcut. Birkaç katlı bir müze ama çok büyük değil o yüzden çok çok zamanınızı almaz şöyle bir- iki saatinizi falan ayırmanız yeterli gibi. Giriş ücretsiz.

Bu arada Kiev’de Museum of Modern Art of Ukraine diye ayrıca bir modern sanat müzesi var, şehrin hafif alakasız bir tarafında kalıyor ve Ukraynalı sanatçıların eserleri sergileniyor. Bu da aklınızda olsun ilginizi çekerse.

National Art Museum of Ukraine

En baştan söyleyeyim biz bu müzeyi gezmedik, çünkü BULAMADIK. Evet her haritadan baktık, konumda dibine kadar geldik ama sisten mi göremedik, kapalı mıydı nedir artık yıldık ve geri döndük. Kocaman bir bina olduğu için de bulamamış olmamız çok ilginç bir hikaye gerçekten ama sis miktarını siz düşünün. İlerisinde gerisinde epey bir dolandıktan sonra TAMAM YETER ÇOK AÇIZ diyerek yemeğin o karşı konulmaz çekiciliğine doğru ilerledik. Normalde bir şehrin ana müzesini gezmeden asla dönmem, zaten kitap ayracı koleksiyonu yaptığım için gezdikten sonra mutlaka müzelerden kitap ayracı alıyorum. Siz gezin, olur mu. Müzede farklı farklı dönemlerden ve stillerden Ukraynalı sanatçıların bolca eseri varmış.

Hydropark

Dnieper Nehri’nde yer alan bu park, Kiev’de yazın epey popüler bir yermiş. Sahilde yapılacak türlü türlü aktiviteleri burada gerçekleştirebilirsiniz. Tabii kışın da gidebilirsiniz, kışın da açık.

Kiev- kısa kısa

  • Kiev beklediğimizden büyük bir şehir, ve aslında beklediğimizden keyifli. Kısa bir hafta sonu tatili olarak şöyle bir gezilebilecek olsa bile mümkünse 4-5 gün ayırmak daha da keyifli olacaktır.
  • İngilizce konusunda sıkıntı yaşadık, denk geldiğimiz kişilerin neredeyse hiçbiri İngilizce bilmiyordu diyebilirim.
  • Kışın hava 16.00da kararıyor, planınızı iyi yapmanız gerekebilir.
  • Şehirde gezecek çok fazla dini yapı var.
  • Beklediğimizden pahalı bir şehir.
  • Yeme içme yerleri konusunda çok çok iyi. Bizim şehirde en çok sevdiğimiz şey restoranları oldu diyebilirim. Lokal yemekleri de sevdik bayağı.
  • Sıkı giyinin, ben bir haftadır hasta yatıyorum sizi korkutmak gibi olmasın ama….
  • Dünyanın en derin metro istasyonu Arsenalna, Kiev’de yer alıyor.
  • Şehir epey yemyeşil ve ağaçlı. Kiliselerin rengi falan da derken şehrin genel olarak renkleri çok güzel. Kiev deyince aklımda yeşil/mavi rengi canlanıyor direkt.
  • Konaklama için en rahat yer ‘center.’ Meydan değil center, ikisi farklı.
üç gün boyunca anlamlı anlamsız her şeye güldüğümüz keyifli bir seyahatti. bu da aradığımız barı bulduğumuzu sandığımız ama başka barda olduğumuzu anladığımız bir an

Bir gezinin daha sonuna geldik sevgili okurlarım, eğer yazılarla ufak bir tur yapmak isterseniz diğer gezi yazılarına da bekleriz. Bir sonraki gezide görüşmek üzere.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s