Bolonya Gezi Notları: Turuncu ve Lezzetli Bir İtalyan Şehri

3 yorum

İtalya’nın Emilia-Romagna bölgesinin başkenti kabul edilen Bolonya, özellikle konumu nedeniyle İtalya seyahatine başlamak için ideal şehirlerden. İtalya seyahatimin ilk noktası olarak burayı seçmemin sebeplerinden biri buydu, diğeri ise Emilia-Romagna bölgesinin, dolayısıyla Bolonya’nın mutfağının güzelliği ve çeşitliliğiydi (o konuya yeme içme rehberinde değindim).

Bolonya’nın tek özelliği tabii ki konumu veya mutfağı değil. Avrupa’nın ilk üniversitesi 1088 yılında burada kurulmuş. Dünyadaki en büyük on dokuzuncu kilise olan ve İtalyan Gotik mimari tarzda inşa edilmiş Basilica di San Petronio da buranın ana meydanında yer alıyor. Yani demek istediğim şehirde sadece yemek yok, tarihi açıdan da gezilecek güzel yerler var. Ayrıca şehrin bir diğer güzelliği ise renkleri. Binalar turuncu, kırmızı ve sarının tatlı tonlarında hep. İnsanda sürekli fotoğraf çekme isteği uyandırıyor.

Şehri Şubat ayında ziyaret ettiğim için mi, yoksa küçük bir şehir olduğu için mi bilemiyorum ama güneş battıktan sonra bazı yerler o kadar ıssızlaşıyordu ki, dışarıda olup da bu kadar sessiz bir ortamda olduğumu hiç hatırlamıyorum. Şehrin ana meydanı canlı tabii, ama bir-iki sokak uzaklaştığınızda çok sessizleşebiliyor.

Bolonya’nın tarihi yerlerini gezmek için aslında iki- üç gün yeterli diye düşünüyorum fakat mutfağı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Birbirinden güzel yemeklerinin hepsini denemek için biraz zaman ayırmanız gerekiyor. Biz (biz demek tam olmadı, kardeşim benim kadar yemek meraklısı değil) iki günde istediğimiz kadar şey deneyemedik mesela. Tek başınıza seyahat etmemenin en güzel yanı, sizinle birlikte seyahat eden kişi veya kişileri denemek istediğiniz yemeği sipariş vermeye zorlamaktır….. neyse, yeme içmeyi bir kenara bırakalım da (o biliyorsunuz ayrı bir yazının konusu) gezi rehberimize başlayalım.

Havaalanından Şehre Ulaşım

İstanbul’dan hem Pegasus hem Türk Hava Yolları direkt olarak Bolonya’ya uçuyor. Uçuş iki buçuk- üç saat arası sürüyor. Bolonya’da tek bir havaalanı var: Bologna Guglielmo Marconi Airport. (Bu Marconi kimmiş diye merak ettiyseniz, Bolonya’lı elektronik mühendisi ve Nobel sahibi kendisi, radyoyu icat eden kişi olarak biliniyor). Havaalanı şehre altı kilometre uzaklıkta. Şehir merkezine ulaşmak için seçeneklerinizden biri (ve en mantıklısı) Aerobus. Havaalanından 05.30 ve 00.15 saatleri arasında 11 dakikada bir şehir merkezine gidiyor. Şehir merkezinden ise 05.00- 23.35 saatleri arasında havaalanına ulaşım mevcut. Havaalanında Aerobus tabelalarını takip edin, tam çıkmadan bilet makineleri göreceksiniz, biletinizi oradan alabilirsiniz. Ücret 6 Euro (kilometre başına 1 Euro diye espri yapacağım izninizle, çünkü mesafeye göre çok da ucuz bir ücret değil.) Bologna Centrale tren istasyonuna ulaşmanız 15-20 dakika sürüyor.

‘Benim acelem var ne yirmi dakikası yedi buçuk dakikada şehir merkezinde olmam gerek’ diye ısrar ediyorsanız Bolonya size Marconi Express diye bir seçenek de sunuyor. Buyrun detayları incelemek için sizi şuraya alalım.

Şehir İçinde Ulaşım

Şehir içinde ulaşım otobüs ve tramvay ile sağlanıyor. Metro bulunmuyor. Tek kullanımlık bilet 1,30 Euro, otobüsün içinden alırsanız 1,50 Euro. 24 saatlik bilet ise 5 Euro. 10 kullanımlık City Pass de bir seçenek, 12 Euro. Ben kaldığım süre boyunca hiç toplu taşıma kullanmadım, onu da belirteyim. Bolonya oldukça küçük bir şehir, kaldığınız yeri merkezde seçtiğiniz sürece neredeyse her yere yürümeniz mümkün. Zaten girin ara sokaklara, rengarenk evler o kadar güzel ki.

Bolonya’da Konaklama

Şehir büyük olmadığı için ve her yere yürümek keyifli olduğu için şehir merkezinde konaklamak son derece iyi bir fikir. Biz Bologna Centrale tren istasyonuna da şehrin meydanı Piazza Maggiore’ye de yaklaşık bir kilometre uzaklıkta bulunan Almarossa diye bir apart otelde konakladık. Check-in, check-out işlemleri son derece sorunsuzdu, odamız da epey güzeldi. Tek problem güneş battıktan sonra aşırı ıssızlaşan bir yerde olması, ama güvenlik açısından bir sıkıntısı yoktu. Gezinizin kalbi, şehrin de kalbi olan Piazza Maggiore, dolayısıyla buraya ne kadar yakın olursanız o kadar iyi diye düşünüyorum.

Bolonya Bütçesi

Bolonya, Venedik’e kıyasla tabii ki ucuz ama ‘çok ucuz’ da diyemeyiz. Çünkü aslına bakarsanız bu fiyatlar Roma’da da aşağı yukarı böyle.

  • 24 saatlik ulaşım kartı: 5 Euro
  • Ortalama bir restoranda bir porsiyon yemek (yemek dediğim makarna tabii ki): 9-12 Euro civarı
  • Bir kadeh şarap: 3,5- 6 Euro
  • Cornetto (kremalı kruvasan): 1-2 Euro
  • Espresso: 1-2 Euro
  • Tatlı: 5 Euro
  • Aperol Spritz: 5-7 Euro

Nereleri Gezelim?

Ve sonunda geldik asıl meselemize. Hadi gezmeye başlayalım.

Piazza Maggiore – Piazza del Nettuno

Neptün Çeşmesi

Bolonya’nın en turistik meydanı olan Piazza Maggiore’de, İtalyan Gotik mimari tarzı ile yapılmış olan Basilica di San Petronio’yu hemen göreceksiniz, mimari tarzı bana epey ilginç ve etkileyici geliyor. Palazzo d’Accursio ise şehrin Belediye Binası.

Basilica di San Petronio
Palazzo d’Accursio

Meydanın hemen gerisinde göreceğiniz Neptün Çeşmesi’nin bulunduğu meydan ise Neptün Meydanı’ymış ama benim kafamda bunların tamamı Piazza Maggiore olarak kaldı tabii.

Archiginnasio

Avrupa’nın en eski üniversitesi 1088 yılında Bolonya’da kurulmuş. Archiginnasio ise önceden Bolonya Üniversitesi’nin ana binasıymış, şimdi kütüphane olarak hizmet veriyor. Kompleksin en önemli odalarından biri ise ‘Anatomical Theatre.’ Bu odada zamanında Tıp Fakültesi’nin anatomi dersleri veriliyormuş. 1944 yılında bir hava saldırısı sonucu neredeyse tamamen zarar görmüş fakat sonrasında orijinaline en uygun olacak şekilde yenilenmiş. Archiginnasio, bana sorarsanız Bolonya’da gezilmesi gereken bir numaralı yer.

Anatomical Theater

Quadrilatero Market

Burayı ben bildiğimiz pazarlar gibi hayal etmiş de olsam (belki sizin de aklınıza öyle bir şey gelmiştir) aslında öyle bir yer değil. Dört kenarlı anlamına gelen ‘quadrilateral’ kelimesinden geliyor, sokakların birleşiminin oluşturduğu şekil yüzünden bu ismi almış. Piazza Maggiore’ye gelin, kiliseyi karşınıza alın ve soldaki canlı sokaklardan birine girin (şahane tarif oldu dimi). Zaten dolana dolana bir yerlerden çıkmış olacaksınız, o sırada da bol bol parmesan peyniri, taze meyve sebze, et ürünü gibi buralara özgü dükkanlar, barlar göreceksiniz. Burayla ilgili ayrıntıları yeme içme rehberinde bulabilirsiniz.

Torre Asinelli

Şehre tepeden bakmayı sevenlerdenseniz, sizi Torre Asinelli’ye alalım. Her gün 09.30-19.30 arası açık, ücreti 5 Euro. Aslında ben de şehre tepeden bakmayı sevenlerdenim, ama nedense çıkmadım buraya.

Piazza Santo Stefano

Şehrin en bilinen meydanlarından biri olan Piazza Santo Stefano’da zaman zaman konserler yapılıyormuş ve pazarlar kuruluyormuş. Meydanımızın tabii ki de enteresan bir kilisesi var: Basilica di Santo Stefano.

Portici

Portico, mimari bir yapıya verilen bir isim aslında. Türkçelerinden hiçbiri kafama yatmadığı için (portik, revak, sundurma) ve bu konuda da bilgili olmadığım için size ekstra bilgi veremeyeceğim, mimarlar yardımıma koşun… Her neyse, şehrin neredeyse her yerinde bu ‘portico’lardan görebileceğiniz için bu yapı Bolonya’nın bir parçası haline gelmiş durumda, çok da estetik bir görünümü var diye düşünüyorum.

Kanallar- Via Piella

İtalya’daki çoğu şehir gibi Bolonya’nın da kanalları var. Küçük bir pencereden bakabiliyorsunuz, Via Paella 5- Finestrella ise bu pencereyi bulabileceğiniz adres (zaten finestrella küçük pencere demek). Venedik esintilerini yakalamak için bir göz atabilirsiniz, sevimli bir manzara sunuyor.

Santuario di Madonna di San Luca

Şehrin yukarıdan bakan Santuario di Madonna di San Luca, diğer turistik yapıların aksine şehir merkezinin üç buçuk kilometre kadar dışında kalıyor. Tepede olduğu için şehri yukarıdan görmek için güzel bir seçenek olabilir, biz gitmedik o yüzden net bir yorum yapamayacağım.

Müzeler

Seyahatimiz Bolonya’dan sonra Venedik, Floransa ve Roma ile devam ettiği ve zaten Floransa ve Roma’da çılgınlar gibi müze gezeceğimiz için müze işine pek girişmedik, bir dahaki Bolonya seyahatime hatırlatma olarak ve siz eğer gezmek isterseniz diye şehrin en bilinen müzelerini listeliyorum:

  • Palazzo Pepoli (Bolonya Tarihi Müzesi)
  • Palazzo Poggi
  • San Colombano- Collezione Tagliavini
  • MAM.bo – Modern Art Museum of Bologna
  • Palazzo Fava
  • Museo Civico& Archeologico

Notlar- özet

  • Eğer birden farklı şehir gezecekseniz, Bolonya konumu nedeniyle harika bir başlangıç noktası.
  • Şehrin tarihi yerlerini gezmeyi 2-3 günde bitirebilirsiniz fakat özellikle mutfak için gidecekseniz daha fazla zaman ayırmanız gerekebilir.
  • Kalacağınız yeri Piazza Maggiore’ye yakın seçerseniz tüm şehri yürüyerek gezebilirsiniz.
  • Bolonya büyük bir şehir değil, bu yüzden de çok hareketli bir şehir olduğunu söyleyemem, belirli bir saatten sonra çok sessizleşiyor (bana da öyle denk gelmiş olabilir, kışın gittiğim için).
  • Çok güzel binalar, sokaklar var. Bu yüzden tam sokaklarda gezip fotoğraf çekmelik bir şehir.
  • Küçük bir şehir olmasına rağmen çok ucuz diye düşünmeyin, fiyatlar İtalya genelinde olduğu gibi.
  • Bolonya’dan kısa bir yolculukla ulaşabileceğiniz, Emilia-Romagna bölgesindeki yeme-içme ile ünlü diğer iki şehir: Parma (adından da anlayabileceğiniz gibi parmesan ile ünlü) ve Modena (balzamik sirkeleri meşhur). Ayrıca buradaysanız, farklı bölgelerde olmasına rağmen Floransa ve Venedik’e de epey yakınsınız aslında.

Buralara kadar gelip de Bolonya Yeme İçme Rehberini okumayı ihmal etmeyin, orada birçok lezzet sizi bekliyor.

3 comments on “Bolonya Gezi Notları: Turuncu ve Lezzetli Bir İtalyan Şehri”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s