Viyana Gezi Rehberi: Bir kere gelmenin asla yetmediği şehir

Görkemli, düzenli, bol tarihi binalı, sistematik haliyle klasik bir Orta Avrupa şehrinden çok daha fazlası: Viyana. 

En baştan söyleyeyim, bir haftalık tatilde önce Viyana’yı gezerim oradan bir günlüğüne Hallstadt belki de bir Salzburg yapar dönerim gibi fikirleriniz varsa (benim vardı çünkü) hepsini hemen unutun ve Viyana’ya bir haftadan az zaman ayırmayın. Bana göre gezmek demek önce turistik yerleri bitirip sonra sokaklarda boş boş gezerek kaybolmak, her köşe başında bir şey keşfetmek ve beğendiğim parklarda caddelerde elimde kahveyle üç beş kere gezmek olduğu için bence ideali 15 gün, tabii o kadar zamanı olmuyor insanın. Minimum bir haftada anlaşalım. O kadar çok gezecek yer var ki zaten bir haftada gezemeyeceksiniz, en azından en çok görmek istediklerinizi seçin ve ona göre plan yapın derim ben. Biz bir günde 3 müze ile rekorumuzu kırdık (sakın yapmayın) ve o akşam 9da herkes bayılmış durumdaydı. 

Statdpark, Viyana

İkinci en önemli tavsiye ise (daha bol bol tavsiye gelecek) müze gezmeyi seviyorsanız bunun için bolca para ayırmanız gerekecek. Müzelere giriş ortalama 15 Euro civarında, öğrenci biletleri indirimli ama çoğu yerde 26 veya 27 yaşından küçük olmanız şartı var, eğer öyleyseniz öğrenci kartınızı yanınıza alın, master öğrencisi iseniz de şansınızı deneyin bazı yerler direk öğrenci bileti veriyor (gişedeki çalışanın insafına kalmanız da mümkün). 

Üçüncü tavsiye ise, en azından kendinize kahvaltı hazırlayabileceğiniz ufak bir mutfağı olan bir daire tutmanız, biz neredeyse bütün kahvaltılarımızı evde hazırladık, kahvaltı öncesi kahvaltı sonrası hazırlanırken ve akşam evde içki öncesi günde 3 kahve falan içtiğimiz için (3 kişiydik ve bu günde 9 kahve demek, 9×4 günde 36 euronuzu, daha da dramatik hale getireyim günde 216 liranızı kahveye vermek istemezsiniz diye düşünüyorum) bizim için kesinlikle mutfak gerekli. Bir de bizde bir yemek aşkı var, gittiğimiz ülkenin marketinden bir şeyler alıp pişirmezsek kendimizi eksik hissediyoruz o yüzden de mutfaklı bir daire bizim için olmazsa olmaz. Ben iki gün üst üste kremalı pankek bile yaptım o derece kullanıyoruz mutfağı. Peynirli sosisler, yumurtalar, neler neler pişiyor biz varken… Tabii ki gezerken bol bol mola verip yemekler yedik, kahveler içtik cafelerde ama baya da bir tasarruf ettik. 

Meşhur pankeklerim

Tavsiyeler bölümü bittiyse (şimdilik), nereleri gezeceğimize bakalım! 

Staatsoper (Opera Binası) – Karlsplatz – Kartnerstrasse 

Staatsoper 

Staatsoper, Wien (sağda)

Eve gidip eşyaları bırakıp, yemekleri yedikten sonra ilk gördüğümüz Viyana harikası Opera binası olduğu için bunu ilk sıraya koyuyorum. Muhteşem, devasa bir opera binası. 

1800lü yılların sonunda inşa edilen Opera Binası, İkinci Dünya Savaşı’nda bombalanarak epey hasar görmüş. 1940lı yıllarda onarılmış. Dünyanın en popüler opera binalarından olduğu için hem halkın hem turistlerin ilgisi aşırı yüksek. 

Ben çok isterim izlemeyi ama o kadar para ayıramam diyenler için: temsil öncesi (temsiller hep 19.00da başlıyordu bizim olduğumuz dönem) bir bir buçuk saat öncesinden ‘’standing area’’ kapısını bulup sıraya girerseniz, sadece 3 euroya bilet bulma şansınız çok yüksek. Biz şöyle maceralar yaşadık: 

  1. macera: çılgınca müze gezileri ardından bolca şinitzel yedikten sonra, benim ısrar etmemle birlikte saat 18.40 gibi Opera’ya ulaştık, metro çıkışından sonra binanın arkasına geçerek (bina devasa olduğu için çok fazla girişi var doğal olarak) Standing Area kısmının kapısını zorladık ve açıktı! Bilet almak için sıraya girdik, normalde dışarı taşıyormuş sıra ama biz gittiğimizde az kişi vardı. Heyecanla bekliyoruz, gişeyle aramızda 6-7 kişilik bir Asyalı turist grubu var, birden bire görevlinin SOLD OUT demesiyle hayallerimiz de suya düştü. Karlsplatz’a geri dönüp bari bir bar bulalım diyerek gecemize devam ettik…..
  2. macera: ben yine yılmadım, iki gün sonra tekrar kapıya gittik bu sefer saat beşe geliyordu, sıra o saatte başlamıştı! Bir yemek yiyip gelelim dedik, 17.40ta binaya ulaştık ve öyle bir sıra vardı ki, ben diyeyim 200 kişi siz deyin 300. Yapacak bir işimiz yok, hava da aşırı soğuk değil e ne yapalım bekleyelim buralara kadar geldik derken sıra hızlı hızlı ilerledi 45 dakika içinde elimizde biletler opera binasının içindeyiz.

Ayakta da olsa ben opera binasına gireceğim, opera izleyeceğim diyenlere koşulları biraz anlatayım o zaman (çünkü çok da kolay bir iş değil):

Bir kere SOLD OUT diye bağırmaları an meselesi. İlgi aşırı fazla, özellikle turistler opera binasına girmek için her şeyi feda edecek durumdalar. Ama şansınızı zorlamaya değer mi, bence değer. 

Aşırı sıra beklemeyi göze almanız gerekecek. Dediğim gibi inanılmaz bir ilgi var. 

Biletleri aldınız, ama öyle her yerde ayakta izlerim ben ya diye kafanıza göre bir yerlere gidemiyorsunuz. Sizi ve diğer tüm ayakta bileti olanları bir yere tıkıştırıyorlar resmen. Balkon ve salon seçenekleriniz var biz salonu ve sahneyi yukarıdan daha iyi görelim diye balkondaydık (pek öyle olmadı ama yine de değer). En son salonda nefessiz kaldık, o kadar fazla ayakta insan içinde metrobüs sıkışıklığında hava kalmadı Standing Area’da. Görüş açısı tahmin edebileceğiniz gibi iyi değil, sahnenin yarısını görüyorsunuz. Ama oradan bile anlaşılıyor sahne muhteşem, o kadar büyük o kadar derin ki devasa bir sahne, muhteşem bir dekor, muhteşem bir orkestra. 

Ben ne olursa olsun ayakta izlerim diyenlere: 17.30 gibi gidin, Standing area kapısından başlayan sıraya girin, alın biranızı kahvenizi (uzun sürebilir) biletleri alıp en azından opera binasının içinde olmanın keyfini çıkarın. 

Ben ayakta izlemem diyenler için: Biletlerin satışa çıktığı tarihleri çok iyi takip etmeniz gerek, özellikle popüler temsillerin biletleri hemen bitiyor. Aldığınız yerin muhteşem olması da gerekmiyor salon devasa ve her yerden görebilirsiniz sahneyi zaten, alın biletinizi ve operanın büyülü dünyasına dalın. 

Ulaşım: U1 metro hattında, Karlsplatz durağında inip Oper çıkışından çıktığınızda hemen karşınızda. 

Karlsplatz – Karlskirche 

Opera tarafına değil de metro çıkışından sağa doğru ilerlerseniz, sizi kocaman ve bembeyaz bir Barok tarzı kilise olan Karlskirche karşılıyor. Sacre Coeur’ü andıran yapısı ve rengiyle Viyana’nın en güzel kiliselerinden. İçini gezmek ücretli, düzenli olarak klasik müzik konserleri de oluyor. Programa gitmeden göz atmak lazım. 

Ulaşım: U1 metro hattı- Karlslplatz durağı 

Kartnerstrasse 

Kartnerstrasse, Opera binasını geçtiğinizde ulaşacağınız kocaman bir cadde. Bolca dükkan, bolca restoran var üzerinde. Ara sokaklara girmeyi ihmal etmeyin, hem orijinal mağazalar hem güzel restoranlar bulabilirsiniz. 

Ulaşım: U1 metro hattı- Karlsplatz durağı 

St. Stephan’s Cathedral (Stephansdom) – Yeraltı mezarı 

Viyana’nın ve Avusturya’nın en önemli gotik mimari yapılarından biri olan Stephan’s Cathedral’in güzelliğinden etkilenmemek imkansız. İçini gezmek ücretsiz, yukarıya çıkmak için 6 euro veriyorsunuz. 

Karanlık şeyler ilginizi çekiyorsa kilisenin altındaki yeraltı mezarları da mutlaka gitmeniz gereken yerlerden. Rehber eşliğinde geziyorsunuz, ortalama yarım saat sürüyor ve 6 euro. Bizim aşırı ilgimizi çekmişti, bazı rahiplerin mezarları orada bulunuyor, zamanında vebadan ölen insanları da oraya kapatmışlar ve gerçek insan kemiklerinin, kafataslarının bir kısmı hala duruyor. 

Ulaşım: U1 metro hattı, Stephansplatz durağı. 

Tramvay Turu- Schwedenplatz 

Innerstadt’ı şöyle bir gezeyim tarihi binalara bakayım, neymiş öğreneyim derseniz, Schwedenplatz’da tramvayların kalktığı yerde Vienna Ring Tram’e binebilirsiniz. Klasik müzik eşliğinde tarihi binalar hakkında genel bir fikre sahip olmak için keyifli bir tur. Ortalama yarım saat, 9 euro. 

Ulaşım: U1 metro hattı, Schwedenplatz durağı 

Museumsquartier

Museums Quartier girişi

Geldik Viyana’nın en meşhur ve en güzel yerlerinden birine (her yere böyle diyorum gidince neden dediğimi anlayacaksınız): Museums Quartier. Burada üç ana müze bulacaksınız: Modern sanat müzesi olan Mumok, karşısında Leopold Museum ve Kunsthalle Wien. Etrafında bir dolu ücretsiz küçük sergi alanları var, gezerken bunlara mutlaka rastlayacaksınız. Q21’de biz Malerin Antoinette adlı süper bir ressamın sergisine denk geldik mesela. Kendisi içeride resim yapıyordu, o derece şanslıydık. 

Ulaşım: U3 metro hattı, Museumsquartier durağı. Veya U3 metro hattı, Volkstheater durağı. 

Şimdi orada bulunan ana müzelere şöyle bir bakalım:

Mumok

Mumok, Viyana’nın en meşhur modern sanat müzesi, ayrıca Avrupa’nın da en büyük modern sanat müzelerinden biri. Kalıcı koleksiyonu ile birlikte her yerde olduğu gibi, dönemsel sergileri de mevcut. Modern sanat severlerin kaçırmaması gereken bir müze. Lichtenstein, Andy Warhol, Picasso gibi sanatçıların bazı resimleri kalıcı koleksiyonda, biz gittiğimizde o bölümler yenileniyordu ve ziyaretçiye kapalıydı. 

Pazartesi: 14:00–19:00
Salı- Pazar: 10:00–19:00
Perşembe: 10:00–21:00 

Giriş 12 Euro, öğrencilere 8 Euro. 

Mumok+Leopold bileti alırsanız da normali 20.50, öğrenci 16 Euro. 

Leopold Museum

Buranın en büyük yıldızları Egon Schiele ve Gustav Klimt. Viyana modernizminin en önemli ressamlarından biri olan Egon Schiele’nin dünyadaki en büyük koleksiyonuna sahip olan müze, Leopold. Yine çoğu müzede olduğu gibi dönemsel sergileri de var. 

Biz buranın kafesini de çok sevdik, Asya mutfağı üzerine epey bir çeşit olmasının yanı sıra dinlenmelik, bir bira içmelik ferah bir mekan. 

Salıları kapalı

Salı dışında : 10.00-18.00
Perşembe: 10.00-21.00

Kunsthalle Wien

Size sanat dolu başka bir mekan daha. Mumok ve Leopold’un arasında yer alıyor. Kalıcı bir koleksiyonu yok, dönemsel sergileri takip etmek gerek. Ayrıca Karlsplatz’da başka bir binası daha var. 

Giriş 8 euro, öğrencilere 2 euro. 

Salı – Pazar 11.00 – 19.00
Perşembe 11.00 – 21.00

Kunsthistoriches Museum

Museums Quartier’i bitirdikten sonra hemen yakınlarından devam edelim. Viyana’nın mükemmel müzelerinden belki de en güzeli: Sanat Tarihi Müzesi. Vermeer, Rembrant, Raphael, Velazquez, Caravaggio, Rubens, Jan van Eyck, Albrecht Dürer gibi muhteşem ressamların eserlerini bulabileceğiniz devasa bir müze. Dev bir resim heykel koleksiyonunun yanında geçici sergilere de ev sahipliği yapıyor. Tavsiye: Burayı gezeceğiniz güne başka müze koymayın. O kadar büyük, o kadar çok sanat eseri var ki, aşırı yükleme oluyor. Biz tüm koleksiyonu dört saatte gezdik, bu da tüm eserleri çok incelemeden geçirdiğimiz vakit. Tüm günü burada harcamak mümkün. Kafesinde bir sıcak çikolata içmeyi ihmal etmeyin. Mutlaka mola vermek isteyeceksiniz diye düşünüyorum. 

Giriş 16 Euro. Öğrenciler için 12 Euro. 

Salı- Pazar 10.00-18.00

Perşembe 10.00-21.00

Pazartesileri kapalı. 

Yazın her gün açık 

Naturhistoriches Museum

Sanat Tarihi Müzesi’nin hemen karşısı, Doğa Tarihi Müzesi. Yine devasa bir koleksiyona sahip görkemli bir müze. Buraya da bol bol zaman ayırmanız gerekecek. Değerli taşlar, fosiller, meteoritler, hayvanlar, adı üstünde Doğa Tarihi Müzesi. Özellikle muhteşem bir değerli taş koleksiyonu var, hepimizi hayran bıraktı. 

Aragonit taşları

Giriş 12 Euro. Öğrenciler için 7 Euro. 

Perşembe-Pazartesi: 9.00. – 18.30

Çarşamba: 9.00 – 21.00

Salıları kapalı. 

Ulaşım: U3 Metro hattı- Museumsquartier durağı. 

Avusturya Milli Kütüphanesi

Hofburg Sarayı’nın içinde bulunan dev kütüphane. Sabah 9 akşam 9 arası açık. Biz bir türlü fırsat bulamadık, bir dahaki sefere listemizin başında. 

Mariahilfer Strasse

Favori caddemiz, Mariahilfer Strasse. Burası da Kartnerstrasse gibi Viyana’nın diğer bir alışveriş caddesi, ancak buradaki dükkan çeşidi ve sayısı daha bol. Bu caddeyi o kadar çok yürüdük ki, elimizde kahveler, biralar, peynirler (evde yerim diye Brie almıştım ama dayanamayıp sokakta açıp yedim öyle bir peynir sevgisi), boş boş gezmeler, alışverişler… Bende büyük caddelere karşı bir sevgi var, şehirlerin büyük caddelerini 15 kere yürümeden rahat etmiyor içim. Tabii bir de ara sokak sevgisi var, ara sokaklara dalıp kaybolmak da diğer bir hobim. Tam bir şehir insanı olduğumu ara ara bu şekilde anlıyorum. 

Ulaşım: U3 Metro hattı- Museumsquartier durağı. 

Mozart Haus 

Mozart’ın 1784 ve 1787 yılları arasında yaşadığı, Figaro’nun Düğünü’nü bestelediği evin hala duruyor olması bir de müze haline getirilmiş olması heyecan verici bir fikir. Burası Mozart’ın yaşadığı evlerden kalan tek evmiş. Tüm binayı gezebiliyorsunuz, müze giriş fiyatına audioguide da dahil. Mozart’ın Viyana dönemi ve evle ilgili bilgiler (kesin olarak bilinmiyormuş fakat çıkarımları anlatıyorlar ev hakkında) dinliyor ve okuyorsunuz. Müzede bulunan şeylerin çoğu replika, orijinalleri başka yerlerde fakat yine de zamanında Mozart’ın yaşadığı yerde bulunmak özellikle bizim gibi klasik müzik severler için çok etkileyici. 


Ulaşım: U1 metro hattından Stephansplatz’da inip kilisenin arkasına yürüyeceksiniz. Epey yakın kiliseye. 


Her gün 10.00-19.00 arası açık

Giriş 11 Euro, öğrenciler için 9 Euro. 

Albertina Museum

Ve işte geldik benim favori müzeme: Albertina Museum. Biraz taraflı yaklaşıyor olmam mümkün çünkü bu müzede en sevdiğim ressamların eserlerinden bazıları burada: Kandinsky (en başa yazdım kendisini), Picasso, Braque, Monet, Munch, Degas, Klimt, Matisse, Cezanne ve daha niceleri. 

Kandinsky

Aynı zamanda dönemsel sergiler de oluyor diğer müzelerde de olduğu gibi. 

Zamanında Habsburg dük ve düşeslerinin de yaşadığı bir saray olduğu için, ihtişamlı saray gezmek istiyorsanız (Viyana’da bol bol var) bunlardan biri de Albertina. Hem saray, hem de dopdolu bir kalıcı koleksiyona sahip olan bir müze, binanın önünde Bitzinger var (o konuya birazdan geleceğim) favorim olmasın da ne olsun. 

Giriş 16 Euro, öğrenciler için 11 Euro. 

Her gün 10.00 -18.00 arası açık.

Çarşamba ve Cumaları 10.00- 21.00 arası açık. 

Hofburg  Sarayı

Şehrin tam ortasında, devasa bir saray olan Hofburg Sarayı, koleksiyonunu üç bölümde sunuyor: Sisi Museum (burada Sisi’nin eşyalarını görüyorsunuz), Imperial Apartments (burada Habsburgların odalarını geziyorsunuz), ve son olarak Silver Collection (burada da porselenler, çatal bıçak takımları, yemek takımları, şamdanlar… ne ararsanız var).

U3 hattında Herrengasse durağında inerek ulaşabilirsiniz. 

Eylül- Haziran arası 09.00-17.30 arası açık.

Haziran-Ağustos arası 09.00-18.00 arası açık. 

Giriş 13,90 Euro. 

Schönbrunn

Bir diğer saray ise Schönbrunn, Viyana’da gezilecek bir çok yerin aksine burası biraz şehrin dışında kalıyor ama ulaşım son derece kolay. 

22 odalık Imperial Tour biletleri 14.20 Euro, 40 odalık Grand Tour biletleri ise 17.50 Euro. 

U4 metro hattından Schönbrunn durağında inerek ulaşabilirsiniz. 

Saray her gün ziyarete açık. 

1 Nisan- 30 Haziran: 08.00-17.30

1 Temmuz- 31 Ağustos: 08.00-18.30

1 Eylül- 31 Ekim: 08.00- 17.30

1 Kasım- 31 Mart: 08.00-17.00

Belvedere 

Gustav Klimt sayesinde çoğu insan gibi benim de en çok ilgimi çeken saray bu oldu. Saray iki bölümden oluşuyor, yukarı Belvedere ve aşağı Belvedere. Klimt’in eserleri (en meşhur eseri olan The Kiss ve onun kadar meşhur bir diğer eser Judith) yukarı Belvedere’de yer alıyor. Renoir, Manet, Degas, Cézanne, van Gogh, Schiele gibi ressamların eserlerinin yer aldığı  kalıcı koleksiyonun tümü burada. Aşağı Belvedere’de dönemsel sergiler mevcut. 

Belvedere’in bahçeleri

Yukarı Belvedere 16 Euro, öğrenciler için 13.5 Euro.

Aşağı Belvedere 14 Euro, öğrenciler için 11 Euro.

İkisini bir arada gezmek isterseniz, 22 Euro, öğrenciler için 19 Euro. 

Yukarı Belvedere her gün 09.00-18.00 arası açık, cumaları 21.00’a kadar açık.

Aşağı Belvedere ise 10.00- 18.00 arası açık, cumaları 21.00’a kadar açık. 

U1 metro hattındaki Südtiroler platz/Hauptbahnof (tren istasyonu) durağında inerek ulaşabilirsiniz. 

Viyana’da Alışveriş

Kartnerstrasse 

Bu cadde şehrin en işlek, en meşhur iki alışveriş caddesinden biri. Zaten Opera, Stephansdom gibi yerlere giderken mutlaka gezeceksiniz. Burada bol bol hediyelik dükkan, çikolata dükkanı, restoran, kitapçı gibi yerler var. Kötü haber, kocaman Forever21 mağazası kapanmış. Manner gofretlerinin dükkanı da burada yer alıyor. Biz kaldığımız süre boyunca buradan her gün defalarca geçtik, her saatini gördük ve hiçbir zaman aşırı kalabalık olmuyor, çok rahat gezmelik bir cadde. 

U1- Karlsplatz/Stephansplatz 

Mariahilferstrasse

Museumsquartier’in çok yakınında, yine upuzun bir cadde olan Mariahilferstrasse’de mağaza seçeneği daha bol. Burada özellikle Türkiye’de olmayan Urban Outfitters, Monki, Weekday, Brandy Melville gibi benim çok sevdiğim, her yurt dışına gittiğimde mutlaka uğradığım mağazalar var. Yine ara sokaklarda olsun, cadde üzerinde olsun bol bol cafe, restoran mevcut. 

U3- Museumsquartier

Dm

Almanların Gratis’i olan Dm’e de uğramadan gitmek olmaz şimdi. Burası Gratis gibi ama içinde çok daha fazla çeşit var, organik yiyeceklerden kozmetiğe, parfümden saç kurutma makinesine kadar çok uygun fiyatlı şeyleri bulabileceğiniz bir zincir. Her köşe başında bir tane göreceksiniz, belki de sevdiğiniz parfüm indirimdedir, bir bakın. 

Müller 

Dm’in geliştirilmiş versiyonu olan Müller’de piyasadaki tüm parfümler, kozmetik markaları, yiyecekler, kırtasiye gibi aşırı geniş bir ürün yelpazesi var. Freeshopları falan unutun, en uygun fiyatlı parfümleri burada bulabilirsiniz. Mutlaka 10-15 çeşit parfümde indirim oluyor. Lancome’dan Maybelline’e kadar hem lüks hem uygun fiyatlı kozmetik markalarının her türlü ürünü de burada. Çeşit çeşit çay, çikolata, kalem falan buradaki ürünler say say bitmez. Biz defalarca uğradık, neler neler aldık. 

Billa 

Billa bize göre buranın Migros’u. Bol bol peynir (beni en çok ilgilendiren kısım 1.peynir 2.içki) ve içki çeşitlerini burada bulmak mümkün. Onun dışında bildiğimiz market.

Spar 

Spar da bir çeşit Migros veya Carrefour. Ben burayı daha çok sevdim, çünkü aradığım peynirleri burada buldum (peynirden başka bir şey konuşmaz mı bu kız) bir de Aperol’de yüzde otuz indirim vardı! Kahve çekirdeklerini de burada indirimli buldum. Sanırım bolca kampanyanın olduğu bir döneme geldiğim için sevdim burayı. Bu da demek oluyor ki marketleri gezip fiyat karşılaştırması yaparak bir şeyler almak daha mantıklı, çünkü dönemsel indirimler oluyor aynı ürün bir markette 5 Euro iken başka bir markette yarı fiyatına bulabiliyorsunuz. 

Lidl

Ben evde yemek yapacağım diyenler için burada Şok market de bulduk: Lidl. Burada neredeyse her şey çok daha ucuz. Çeşit de fena değil, aynı Şok markette olduğu gibi daha çok kendi markaları var, marka seçeneği kısıtlı fakat çoğu ürünü bulmanız mümkün. Biz buradan evde yemek yapmak için dünyaları alıp 25 Euro falan verdik. Bizce bir girin, indirimde içki falan da bulursunuz büyük ihtimalle. 

Hediye Meselesi 

Dönerken eve ne getireyim, ne hediyeler alayım diyorsanız birkaç önerim var. 

Gustav Klimt ve Mozart temalı her şey

Bu şehrin yıldızları fark etmiş olabileceğiniz üzere, Gustav Klimt ve Mozart. Bu temada o kadar çok hediyelik var ki. Caddeler zaten hediyelik eşyacı dolu. Bu arada müzelere giderseniz kitap ayraçları ve kartlar, hediyelikçilerden daha ucuz. Ben kitap ayracı koleksiyonuma katkıda bulunmak amacıyla direk kitap ayraçlarına odaklandığım için sizi de bu konuda aydınlatmak istedim. 

Kitap ayracı dışında Klimt ve Mozart temalı kupa, resim, kartpostal, cüzdan, çanta, aklınıza gelen her şeyi bulabilirsiniz. 

Çikolata 

Mozart çikolataları da en meşhur hediyeliklerden. Marzipan seviyorsanız tadını seversiniz, ben şahsen seviyorum. Yine bazı yerlerden çok ucuza bulabilirsiniz, bolca gezin. 

Çikolata likörü

Buranın bir diğer güzelliği ise çikolata likörleri. Mozart adı altında da var, Manner de satıyor, başka bir dolu çeşit de var. 

Manner

Manner bir çeşit gofretiyle ünlü bir mağaza. Bizim dokuz kat tat gibi bir şey aslında. Bu mağazada çeşit çeşit gofret, çikolata, tatlı matlı bir sürü şey var. Mağazanın rengi aşırı güzel, ben en çok onu beğendim. 

Sonnentor 

Burası da bir çay mağazası. Aşırı çok çeşit var ve mağaza çok tatlı, sürekli bir şey ikram ediyorlar ve kasada aldığınız çayları öderken denemeniz için çeşit çeşit çay hediye ediyorlar size. Değişik çayları seviyorsanız burası hem eve almalık hem hediyelik, fiyatlar da uygun. 

Julius Meinl 

Buranın en meşhur kahve markası. Marketlerde de bulabilirsiniz, kendi mağazası da var. Ben eve aldım bir paket çekirdek, gayet güzel. 

Viyana’da konaklama

Bizim tanıdığımız olduğu için çok şanslı olsak da, Viyana’da son derece uygun seçenekler var. Klasik olarak tavsiyem Airbnb veya Booking olacak, bunlar kadar alternatif sunan bir platform daha bilmediğim için, genelde buralardan daire bakıyorum hep. Şehir merkezinden seçmeniz güzel olur, ama olmazsa da olsun, metroya yakın bir yer bulun yeter. 

Viyana’da ulaşım 

Viyana’da metro hattı tüm büyük Avrupa şehirleri gibi son derece düzenli ve kolay. Bizim kaldığımız yere tramvay vardı, aktarmayla metroya geçiyorduk, tramvay kullanmak da çok rahat sadece metro Cuma Cumartesi 24 saat iken, tramvay gece 12de bitiyor. 

Biz 17 Euroya bir haftalık ulaşım kartı aldık. Tüm ulaşım araçlarında geçiyor. Linklerden bakabilirsiniz. 

https://shop.wienerlinien.at/index.php/product/7/show/0/0/0/0/buy

https://www.wienerlinien.at/eportal3/ep/channelView.do/pageTypeId/66533/channelId/-47399

Havaalanından şehre de S-Bahn denilen trenle ulaşabilirsiniz, yepyeni mis gibi trenler. Tren garına kadar götürüyor. 

Viyana bütçesi 

Viyana’da ne kadar para harcarız?

Eğer müze gezmeyi seviyorsanız Viyana’da en çok para müzeye gidecek, bunu bir kabul edelim önce. Müze giriş fiyatları 10-20 Euro arasında değişiyor. 

Bir haftalık ulaşım kartı 17 Euro. 

Sokak lezzetleri diye tabir ettiğim noodle, würstel gibi yiyecekler genelde 5 Euro. 

Kahve 3-5 Euro civarında. 

Bira yine 3-5 Euro civarında. 

Kokteyller 10-15 Euro.

Ben eve çikolata alacağım derseniz yine 3-10 Euro arası. 

Restoranlarda ana yemek 13-20 Euro arasında. 

Vienna Pass- Flexipass 

Viyana’yı biraz daha ucuza gezebilmek için de alternatifler de mevcut. Bunlardan biri Vienna Pass, sabit bir ücret ödeyerek satın alıyorsunuz, 1,2,3 veya 6 gün boyunca 60dan fazla yere girebiliyorsunuz. Biz almadık çünkü o kadar gün içinde o kadar yer gezmenin imkansız olduğunu düşündük. İyi bir plan yapılırsa alınabilir, fakat gerçekten dikkatli plan yapmak lazım. Çok uygun fiyatlı olduğu söylenemez. 

Diğer bir seçenek de Flexipass, bunun fiyatı daha uygun ve 30 gün geçerli, fakat 3,4 veya 5 yere girebilme hakkı tanıyor sadece. Yine dediğim gibi dikkatli planlamak lazım. 

Asla bitmeyecek gibi görünen Viyana yazısının sonunda geldik. Burada olmayan, eksik kalan, zaman bulamayıp gidemediğimiz o kadar çok yer var ki, artık onları bir sonraki gidişime bırakıyorum.

Bir de Viyana’da yeme içme meselesi var ki, o da bir sonraki yazıda.

2 Comments

  1. Harika, eğlenceli ve zevkle okuduğum bilgilendirici bir yazı olmuş!! Kesinlikle Viyena’ya gitmeden önce tekrar göz gezdirmem lazım ♥️♥️

    Liked by 1 kişi

Hilal Fırat için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s